Kelimeler arşivi içinde; başında "sin" olan, toplam 360 adet kelime bulunmaktadır. sin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SİNDİRİLEBİLİRLİK
SİNEKKAPANGİLLER
SİNDİRİLEBİLMEK, SİNEMALAŞTIRMAK, SİNİRKANATLILAR, SİNİRLENEBİLMEK, SİNİRSEKYAPRAĞI
SİNANLIBİLALLİ, SİNDİRİLEBİLME, SİNEMALAŞTIRMA, SİNEMASEVERLİK, SİNEMATOGRAFİK, SİNENSEFALOSEL, SİNERADYOGRAFİ, SİNİRLENDİRMEK, SİNİRLENEBİLME, SİNTERLEŞTİRME
SİNAPTOBREVİN, SİNCABIMSILAR, SİNDİREBİLMEK, SİNEMATOGRAFİ, SİNİRLENDİRME, SİNİRLİYAPRAK, SİNİRSİLENMEK, SİNSEKYAPRAĞI, SİNYALİZASYON
SİNAMALDEHİT, SİNANTROPİZM, SİNAPTOFİZİN, SİNCANSARNIÇ, SİNCAPGİLLER, SİNDAKTİLİZM, SİNDESMOLOJİ, SİNDİREBİLME, SİNEKAĞIRLIK, SİNEKBİTLERİ, SİNEMATOGRAF, SİNERGASİLOZ, SİNERGASİLUS, SİNEYİMİLLET, SİNGİRLENMEK, SİNKONDROZİS
SİNDELHÜYÜK, SİNDESMOZİS, SİNDİRİLMEK, SİNEKÇADIRI, SİNEKKANADI, SİNEKLENMEK, SİNEKOLOJİK, SİNEMABİLİM, SİNEMACILIK, SİNEMASEVER, SİNGİLDEMEK, SİNGİRDEMEK, SİNGİRLEMEK, SİNĞİRSİMEK, SİNİLDETMEK, SİNİRLENMEK, SİNİRSİZLİK, SİNKOPASYON, SİNKOROLOJİ, SİNOFTALMUS, SİNORŞİDİZM, SİNSARKOZİS, SİNSİLEŞMEK, SİNTİLASYON, SİNÜZOİTLER
SİNANCILAR, SİNANTEKKE, SİNÇİLEMEK, SİNDAKTİLİ, SİNDİRİLME, SİNDİRMEYH, SİNECENLİK, SİNEKÇİLER, SİNEKKAPAN, SİNEKKAYDI, SİNEKKIRAN, SİNEKLEMEK, SİNEKLENME, SİNEKOLOJİ, SİNEKSAVAR, SİNEKYUTAN, SİNEMADIŞI, SİNEMASKOP, SİNEMBİTTİ, SİNGİLEMEK, SİNGULARİS, SİNİEKMEĞİ, SİNİGALINI, SİNİRBİLİM, SİNİRİLMEK, SİNİRLEMEK, SİNİRLENİŞ, SİNİRLENME, SİNİRLİLİK, SİNİRSEMEK, Devamını Oku »»
SİNANDEDE, SİNANGİLİ, SİNANHOCA, SİNANOĞLU, SİNANPAŞA, SİNARTROZ, SİNCAFOLO, SİNÇETMEK, SİNDERLER, SİNDİRMEK, SİNEBİDİK, SİNEKROMİ, SİNEMATEK, SİNEMATİK, SİNERGİZM, SİNERJİST, SİNERJİZM, SİNEROMAN, SİNESTEZİ, SİNGENEİK, SİNGİNLİK, SİNGİNMEK, SİNGULTUS, SİNĞİRMEK, SİNİFENER, SİNİLEMEK, SİNİRLEME, SİNİRLİOT, SİNİRTMEK, SİNLENBEÇ, Devamını Oku »»
SİNAGRİT, SİNAMEKİ, SİNANGİN, SİNANGÜL, SİNANKÖY, SİNANMAK, SİNANÖZÜ, SİNAPSİN, SİNAPSİS, SİNAPTİK, SİNAVRİT, SİNCİLİP, SİNCİSİZ, SİNCİSÜZ, SİNÇESİZ, SİNÇİSİZ, SİNDELLİ, SİNDİRİM, SİNDİRİŞ, SİNDİRME, SİNEKÇİL, SİNEKÇİN, SİNEKKÖY, SİNEKLER, SİNEKLİK, SİNEMACI, SİNENBEÇ, SİNENMEK, SİNERAMA, SİNEREUS, Devamını Oku »»
SİNABAR, SİNABAT, SİNAGOG, SİNALJİ, SİNALTI, SİNANLI, SİNAPİN, SİNARİT, SİNBİNÇ, SİNCABİ, SİNEBİT, SİNECAN, SİNECEK, SİNECEN, SİNEKÇİ, SİNEKLİ, SİNELCE, SİNEMİN, SİNERJİ, SİNESİZ, SİNGAMİ, SİNGECE, SİNGEÇE, SİNIHCI, SİNİBAZ, SİNİCEN, SİNİİŞİ, SİNİKLİ, SİNİRCE, SİNİRCİ, Devamını Oku »»
SİNAMA, SİNAPS, SİNARA, SİNARİ, SİNAUC, SİNBİL, SİNCAF, SİNCAN, SİNCAP, SİNCİK, SİNCÜK, SİNÇLİ, SİNDEL, SİNDİK, SİNDİN, SİNECE, SİNEMA, SİNEOL, SİNEŞİ, SİNGEL, SİNGİL, SİNGİN, SİNGİR, SİNĞEK, SİNİCİ, SİNİLE, SİNİZM, SİNKAF, SİNKOP, SİNLİK, Devamını Oku »»
SİNAN, SİNAP, SİNAR, SİNCİ, SİNÇE, SİNÇİ, SİNÇU, SİNDİ, SİNEÇ, SİNEG, SİNEK, SİNEM, SİNER, SİNEŞ, SİNİK, SİNİL, SİNİR, SİNİŞ, SİNİT, SİNLE, SİNME, SİNNE, SİNNİ, SİNOP, SİNOR, SİNSE, SİNSİ, SİNUR, SİNUS, SİNÜS
SİNA, SİNÇ, SİNE, SİNİ
SİN
SİN
Ölü gömülen yer, gömüt, mezar, kabir, metfen, makber. Yaş (I).
SİNDİRİLEBİLME
Sindirilebilmek işi.
SİNDİRİLEBİLİRLİK
Gübre miktarının tüketilen yem miktarına bölünmesiyle bulunan, bir yemin veya besin maddesinin tüketildikten sonra vücutta tutulan kısmı, hazmolabilirlik, hazmolma oranı, sindirim derecesi.
SİNENSEFALOSEL
Etrafındaki doku kısımlarına yapışık olan ensefalosel.
SİNİRSEKYAPRAĞI
Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
SİNEMASEVERLİK
Sinemasever olma durumu.
SİNEKKAPANGİLLER
Sıcak ve ılıman bölgelerde, özellikle bataklıklarda böcekle beslenen bitkileri içine alan bir bitki familyası. Omurgalı hayvanlardan çeşitli ötücü kuşları içine alan bir kuş familyası.
SİNERADYOGRAFİ
Fluoresan ekrandaki görüntünün sinema şeridi gibi seri halde fotoğraflarının alınması.
SİNDİRİLEBİLMEK
Sindirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SİNİRLENDİRMEK
Sinirlenmesine sebep olmak.
SİNEMALAŞTIRMA
Sinemalaştırmak işi.
SİNEMATOGRAFİK
Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili.
SİNİRLENEBİLMEK
Sinirlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SİNEMALAŞTIRMAK
Sinema durumuna getirmek.
SİNANLIBİLALLİ
Kocaeli kenti, Kaymaz nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
SİNİRKANATLILAR
İki çift ve zarsı kanatları incecik sinir telleriyle örülmüş, yumuşak vücutlu böcekler topluluğu. (Karıncaaslanı, bu dizinin pek bilinen türlerindendir.). (Neuroptera), iyi bilinen türüdür.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ADCI
Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADİLEŞTİRMEK
Adileşmesine yol açmak.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
ADAMCIK
Kendisine acınılan kimse. Yerilen, küçümsenen kimse.
ADAMCAĞIZ
Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.