Kelimeler arşivi içinde; başında "sat" olan, toplam 120 adet kelime bulunmaktadır. sat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SATHİLEŞTİRMEK
SATHİLEŞTİRME, SATTIRABİLMEK
SATAŞABİLMEK, SATAŞUGELMEK, SATELLİTOZİS, SATILABİLMEK, SATILMIŞOĞLU, SATRANÇÇILIK, SATTIRABİLME
SATANİSTLİK, SATAŞABİLME, SATELLİTİZM, SATHİLEŞMEK, SATILABİLME, SATSUMAGAGE
SATABİLMEK, SATAŞILMAK, SATHİLEŞME, SATILARKÖY, SATIMCILIK, SATIRLAMAK, SATIVERMEK, SATURASYON, SATURNALİA, SATURNALYA, SATÜRASYON
SATABİLME, SATALAMAK, SATANSARI, SATAŞILMA, SATICILAR, SATICILIK, SATIHANIM, SATIRBAŞI, SATIVERME, SATLAŞMAK, SATMANLIK, SATRANÇÇI, SATRANÇLI, SATRAPLIK, SATTIRMAK
SATANİST, SATANİZM, SATASIYA, SATAŞKAN, SATAŞMAK, SATELLİT, SATHİLİK, SATILMAK, SATILMIŞ, SATIMLIK, SATIRANÇ, SATIRKAÇ, SATIYÜZÜ, SATİLMAK, SATLICAN, SATMAZLI, SATTIRMA, SATULMAK
SATAKLI, SATAPAY, SATAŞAN, SATAŞMA, SATIBEY, SATICIK, SATIGÜL, SATIKÇI, SATIKÖY, SATILAN, SATILAR, SATILIK, SATILIŞ, SATILMA, SATIMCA, SATIMCI, SATIRAC, SATİRİK, SATİYAN, SATRANÇ, SATSUMA
SATAMA, SATDIH, SATICI, SATIKA, SATKÖY, SATLAK, SATLIK, SATMAK, SATMAN, SATRAÇ, SATRAP, SATURA, SATÜRN, SATVET
SATAH, SATAK, SATAN, SATAR, SATDA, SATEN, SATHİ, SATIA, SATIH, SATIK, SATIL, SATIM, SATIR, SATIŞ, SATİN, SATMA, SATUK, SATUT, SATÜN, SATYR
SATA, SATI, SATİ, SATU
SAT
SAT
1.Yalın, yalnız, tek. 2.Tüm, bütün. Bile, üstelik, hatta : O kadar canı sıkıldı sat ağladı. Et tahtası. Saat. Yalnız, yalın, tek. Set.
SATHİLEŞTİRMEK
Yüzeyselleştirmek.
SATTIRABİLMEK
Sattırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SATTIRABİLME
Sattırabilmek işi.
SATAŞABİLMEK
Sataşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SATILABİLMEK
Satılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SATAŞABİLME
Sataşabilmek işi.
SATILABİLME
Satılabilmek işi.
SATELLİTOZİS
Zedelenmiş sinir hücresinin çevresinde çok sayıda oligodendrogliya veya mikrogliyanın toplanması. Beynin amigdal, talamus ve derin kortikal katlarında sinir hücresinin çevresinde oligodendrogliyanın bulunması fizyolojik olup satellitozis olarak değerlendirilmez.
SATILMIŞOĞLU
Eskişehir şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SATRANÇÇILIK
Satranççı olma durumu.
SATELLİTİZM
Belli bakteri türlerinin başka bakteri kolonilerinin çevresinde ve onların ürettikleri esansiyel metabolitler sayesinde daha iyi üremeleri olayı.
SATHİLEŞMEK
Yüzeyselleşmek.
SATAŞUGELMEK
Birdenbire karşılaşmak, rast gelmek.
SATHİLEŞTİRME
Yüzeyselleştirme.
SATANİSTLİK
Satanist olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJURCU
Abajur yapan veya satan kimse.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AĞIZLIKÇI
Ağızlık yapan veya satan kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALİVRE
Önceden satış.
AKTARİYE
Aktarın sattığı şeyler.
AKARYAKITÇI
Akaryakıt satan kimse.
AÇMACI
Açma yapan veya satan kimse.
AKSESUARCI
Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
AKSATMA
Aksatmak işi.
AKSATIŞ
Aksatma işi.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.