Kelimeler arşivi içinde; sonunda "salın" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu salın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında salın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde salın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SALIN
Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.
GÜLSALIN
"Gül gibi nazlı ol" anlamında kullanılan bir isim".
Bu bölümde tanımı içerisinde SALIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
POTKAL
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.
SÖNÜMLEMEK
Bir salınım hareketinin genliğini küçültmek, azaltmak, itfa etmek. Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek.
SALINTILI
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen. Yürüyüşünde iki yana salınan.
KIRINMAK
Yürürken salınmak. Oynamak, raks etmek.
SÖNÜM
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa. Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfa.
SALINIM
Salınma işi. Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks.
HAYMANA
Hayvanların serbestçe salındığı çayırlık. Tembel. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
SARKAÇ
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.
KIRILMA
Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
SALINCAKÇI
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse.
SALINIŞ
Salınma işi.
SALINCAKLI
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.
RAKS
Bir tür dans. Salınım.
REZONANS
Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. Titreşim.
SALINMA
Salınmak işi.
SALINCAKSIZ
Salıncak olmadan.
SALINTI
Salınma işi.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.
SALLANMAK
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.