Kelimeler arşivi içinde; başında "salın" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. salın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu salın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde salın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SALINIMGÖZLER, SALINDIRMAMAK
SALINABİLMEK, SALINIMÖLÇER, SALINIMÇİZER
SALINABİLME, SALINCAKSIZ, SALINDIRMAK
SALINCAKÇI, SALINCAKLI, SALINDIRMA
SALINTILI, SALINTIDA, SALINBİKE
SALINÇAH, SALINÇAG, SALINGAÇ, SALINCAK, SALINCAH, SALINMAK
SALINIM, SALINIŞ, SALINMA, SALINTI
SALINA
SALIN
SALIN
Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.
SALINTIDA
Henüz sonucu alınmayıp sürmekte olan sorun.
SALINDIRMA
Çatı altına boydan boya konulan ağaçlardan biri.
SALINCAKÇI
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse.
SALINBİKE
Salınan, nazlanan kadın.
SALINCAKSIZ
Salıncak olmadan.
SALINIMÇİZER
Elektriksel salınımları çizerek gösteren aygıt.
SALINÇAH
Salıncak.
SALINABİLME
Salınabilmek işi.
SALINTILI
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen. Yürüyüşünde iki yana salınan.
SALINDIRMAK
Sallandırmak.
SALINCAKLI
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.
SALINIMÖLÇER
Eksiuç ışıtacına dayanan ve değişen elektriksel nicelikleri gözle görülür biçimde vererek izlenmesini sağlayan aygıt.
SALINABİLMEK
Salınma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SALINIMGÖZLER
Bir eksicik ışınları borusunda, denetlenen bir eksicik demeti ile, flüorışıl bir cam bürgü üzerinde bir dalga biçimi çizdirmek için kullanılan aygıt.
SALINDIRMAMAK
Kıymet, ehemmiyet vermemek, hiçe saymak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SALINMA
Salınmak işi.
SÖNÜM
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa. Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfa.
SALINTI
Salınma işi.
SÜZÜLMEK
Süzme işine konu olmak. Akmak. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek. İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek. Çok zayıflamak. Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek. Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak. Yüzüne nazlı bir anlam vermek. Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek.
POTKAL
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.
KIRINMAK
Yürürken salınmak. Oynamak, raks etmek.
SALINIM
Salınma işi. Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks.
REZONANS
Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. Titreşim.
KIRILMA
Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.
SALINIŞ
Salınma işi.
SÖNÜMSÜZ
Genliği hiçbir zaman sıfıra yaklaşmayan, her devirde beslenen (salınım hareketi), beslenen.
RAKS
Bir tür dans. Salınım.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.
SÖNÜMLÜ
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi).
SARKAÇ
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.
SALLANMAK
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.
TİTREMEK
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Çok üşümek. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.
HAYMANA
Hayvanların serbestçe salındığı çayırlık. Tembel. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
SÖNÜMLEMEK
Bir salınım hareketinin genliğini küçültmek, azaltmak, itfa etmek. Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek.