POSA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "posa" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. posa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu posa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde posa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

POSADASHASTALIĞI

10 harfli kelimeler

POSATLAMAK, POSALANMAK

9 harfli kelimeler

POSALAMAK, POSALANMA

8 harfli kelimeler

POSALMAK, POSARMAK

7 harfli kelimeler

POSALAK, POSASIZ, POSARIK, POSARUK

6 harfli kelimeler

POSALI, POSATA, POSADA

5 harfli kelimeler

POSAT, POSAK

4 harfli kelimeler

POSA

Bazı kelimelerin anlamları

POSA

Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık. Tortu, çökelti.

POSALAMAK

Eti kokmaması için azıcık pişirmek.

POSAT

Giysi. Çamaşır. Silah.

POSALI

Posası olan.

POSARUK

Sıcak, sisli ve bunaltıcı hava.

POSATA

Bağlara, üzümlerin bozulmaması için saçılan ilaç.

POSADA

Beceriksiz, pasaklı, dağınık kişi.

POSALANMAK

Tortu durumuna gelmek, tortulanmak.

POSARIK

Sıcak, sisli ve bunaltıcı hava. Çölde uzaktan su gibi görünen ışık, ılgım.

POSARMAK

Küflenmek. Rengi bozulmak.

POSALANMA

Posalanmak işi.

POSASIZ

Posası olmayan.

POSALMAK

Posalaşmak, (meyva) çürümek.

POSALAK

Kuruyunca toz gibi ufalanan bir çeşit mantar.

POSADASHASTALIĞI

Koksidiomikozis.

POSATLAMAK

Teyellemek : Elbiseyi posatladım.

  -   -   -  

Anlamında POSA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde POSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AŞ

Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.

BÜRÜN

Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad. Zeytin posası. Zeytin çekirdeklerinden yapılan bir çeşit yakacak.

CIZIRDAK

Topaç. Yerli yersiz ağlayan. Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası.

CEBRE

Üzüm posası.

ARIBOKU

Arı peteğinden mum elde edilirken geriye kalan posa. Bal.

AVCAR

Ezilmiş, parçalanmış. Tane: Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer avcarı kalır. Pastırma ve sucuğa konulan baharat. Lezzet, tat. Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu. Tabak somağının posası. Kışlık yiyecek, kış yiyeceği. Saçma, barut gibi av malzemesi. Mantık, mantıki düzen: Lâfının hiç avcarı yok. Kıvam, karar. Av araç ve gereçleri. Kimyon. Baharat. Sebze bahçesi (Akpınar). Tencereye konan yemek malzemesi.

CIRBA

Gelişmemiş, cılız çocuk. Üzüm posası. Üzüm küspesi. (Kızılca Bor, Taşpınar Aksaray, Beyağıl Ulukışla Niğde).

CIRBALA

Gelişmemiş, cılız çocuk. Üzüm posası.

BOŞALTIM

Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

İNSANMERKEZCİLİK

İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti, insaniçincilik, antroposantrizm.

CIBRA

Küspe. Madeni kalem ucu. Üzüm posası.

CİBRE

Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası.

MELAS

Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa.

CIBIR

Sırsıklam, sulu. Geçim darlığı çeken, yoksul, züğürt. İşsiz, güçsüz. Tüyü dökülmüş. Kel. Tembel. Beceriksiz. Kısa boylu insan. Yaşı büyük, boyu küçük. Cılız, zayıf. Suyun sığ yeri. Küçük tahta fıçı. Ağaçsız ova. Ağaçsız dağ. Tortu. Çıplak. Çürük, ezik meyve. Üzüm posası. Çalı çırpı. Ağaçsız yer. Tüysüz. Parasız, yoksul. Işkın. Parası olmayan, züğürt. Züğürt, kimsesiz. Küçük fıçı. (Kandilli, Güzelyapı, Cihangazi Bilecik). Müflis, fakir.

CIRBANAK

Üzüm posası.

İNSANMERKEZCİ

İnsanmerkezcilik öğretisini benimseyen, insaniçinci, antroposantrist.

CIZLAK

Yağda veya saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı veya yağsız ekmek. Verimsiz toprak. Temizlenmiş ve toprağı sıkıştırılmış düz alan. Kestanenin ortasından delip ip geçirilerek yapılan çocuk oyuncağı. Yerli yersiz ağlayan. Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası. Güvercin yavrusu.

KÜREYİCİ

Cevher veya posayı, sabit bir makara üzerinden dönüş yapan sonsuz halat aracılığıyla arkaya doğru küreyen mekanik düzen.

KAKIRDAK

Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak.

CIZLAĞ

Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası.