Kelimeler arşivi içinde; sonunda "parak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu parak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında parak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde parak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PARAK
PARAK
Karışık, taranmamış (saç, tüy, yün): Koyunun tüyü parak olmuş. Hayvanların yazın konulduğu yer, ağıl.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAĞILTI
Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı sesin adı.
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.
DARBECİ
Vuran, çarpan kimse. Darbe yaparak yönetime el koyan kimse.
ÇAĞILDAMAK
Sular akarken taşlara, kayalara çarparak "çağıl çağıl" ses çıkarmak.
DERLEMEK
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek. Düzgün bir biçimde toplamak.
BÜĞEMEK
Önüne bent yaparak suyu toplamak.
CADI
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.
GİDİMLİ
Bir tasarımdan ötekine geçerek, çıkarımlar yaparak, bir önermeden ötekine mantıksal bir yolla ilerleyip parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce kuran (düşünce yolu).
BÜZMEK
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.
FAULLÜ
Faulü olan, faul yapmış olan. Faul yaparak.
DESENLEMEK
Desen yaparak çizmek.
ÇALKALAMAK
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
ÇANGIRDAMAK
Düşerek veya birbirine çarparak gürültü çıkarmak.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ANAFORLAMAK
Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.
EBRULAMAK
Ebru yaparak boyamak.
DÜĞÜMLEMEK
Düğüm yapmak. Düğüm yaparak bağlamak.
ANAFORDAN
Yolsuzluk yaparak.
AKTARMALI
Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.
FİİLEN
Gerçekten. Gerçekten yaparak, çalışarak.