Kelimeler arşivi içinde; sonunda "naat" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu naat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında naat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde naat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
NAAT
Bir şeyin niteliklerini övme. Hz. Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside.
ZANAAT
İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat. El ustalığı isteyen işler.
SINAAT
Zanaat.
MÜMANAAT
Engel olma, karşı koyma.
ŞENAAT
İğrençlik, kötülük, alçaklık.
KANAAT
Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOĞRUCULUK
Doğrucu olma durumu, harbicilik. Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması.
KUYUMCULUK
Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.
ATÖLYE
Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
KANIKLIK
Kanaatkârlık.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
MARANGOZLUK
Marangozun işi. Marangozun zanaatı.
ÇIRAK
Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse. Dükkânda ayak işlerine bakan kimse. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.
KANAATLİ
Kanaatkâr.
KANIŞ
Kanma işi. Kanı, kanaat. Aldanış, kanma.
KAŞIKÇI
Kaşık yapan ya da satan kimse. Şimşir, kemik, bağa vb.nden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı.
KANIT
Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil.
ESNAF
Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse. Kötü yola sapmış olan kadın.
KANAATSİZLİK
Kanaatsiz olma durumu.
DOYUM
Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.
KANIK
Kanaatkâr. Tokgözlü.
KALFA
Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı. Mimar yardımcısı. Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse. İptidailerde hoca yardımcısı. Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın.
KANIKLANMAK
Edindiği bir şeyi yeter bulmak, yetinmek, kanaat etmek.
KESİNLİK
Kesin olma durumu, katiyet. Bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumu.
KANI
İnanç, düşünce, kanaat.