Kelimeler arşivi içinde; başında "mont" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. mont ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mont ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mont olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MONTAJCILIK, MONTAJLAMAK
MONTAJLAMA
MONTGOMER
MONTAJCI, MONTİKOL
MONTAJ, MONTÜR
MONTE
MONT
MONT
Kumaştan veya deriden yapılan, genel olarak belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi.
MONTGOMER
Mont.
MONTE
Montaj.
MONTAJCILIK
Kurguculuk.
MONTAJLAMA
Kurgulama.
MONTÜR
Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve. Vazo, duvar saati, ayna ve benzerleri eşyayı korumak veya kullanışını kolaylaştırmak için yapılan metal, bronz, gümüş çerçeve veya örgü.
MONTİKOL
Dağlarda yaşayan.
MONTAJ
Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.
MONTAJCI
Kurgucu.
MONTAJLAMAK
Kurgulamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde MONT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MAKROGAMONT
Makrogametin oluşumundan sorumlu gamont, makrogametosit.
ROZET
Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne. Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi. Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça.
HAEMOSPORİNA
Sporozoea sınıfında, Coccidia alt sınıfında bulunan omurgalıların kanında şizogoni, kan emen omurgasızların sindirim sisteminde sporogoni evrelerini geçiren, sijinin görülmediği, mikrogamont ve makrogametin bağımsız olarak geliştiği, konoidi bulunmayan, mikrogamonttan 8 kamçılı mikrogametlerin geliştiği, hareketli zigotların (ookinet) oluştuğu, Haemoproteus, Hepatocystis, Leucocytozoon ve Plasmodium cinslerini içeren dolaylı gelişen paraziter protozoon takımı.
KURGULAMAK
Parçaları belli bir plana göre düzenlemek, konuları sıraya sokmak. Bir filmin değişik yerlerde çekilen bölümlerini bir bütün oluşturmak için birleştirmek, montajlamak. Gevşek dokulu ve daha çok göstermeci nitelikteki oyunda, başka oyunlardan ya da sahnelerden alınmış çeşitli yerleri, durumları, kişileri, belgeleri, film ve diyaları uyumlu bir biçimde birleştirmek. Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. Kurgu, kurgulama eylemi.
ÖKÜZGÖZÜ
Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi, sığırgözü, mastı çiçeği, arnika (Arnica montana). Kaliteli, kendine özgü kokusu olan şarap üretilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm.
KLUSTER
Süt sağım ünitesi montaj tablası.
LUMUNDUZU
Limontuzu.
MİKROGAMET
Mikrogamontların bölünmesi sonucunda oluşan az miktarda sitoplazmik materyal içeren, küçük genellikle kamçılı, etkin harekete sahip erkek gametler.
POTA
İçinde maden eritilen kap. Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek.
MİKROGAMETOSİT
Bazı protozoonlarda mikrogameti veren ve merozoitten gelişen hücre. Mikrogamont.
GAMETOSİT
Bölünerek gametleri (oosit veya spermatozoon) oluşturabilen hücre. Gamet veya gametositleri yıkımlayan ajanlar. Gamont. Eşeylik ana gözesinden meydana gelen ve eşey gözelerini meydana getiren göze.
KURGUCULUK
Kurgu işini yapma, montajcılık.
KURGU
Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar. Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj. Çatı. Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj. Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon. Bir işe hazırlamak için yapılmış olan telkin. Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser. Zembereğin kurulmuş olma durumu.
KENETLENMEK
Kenetleme işine konu olmak. Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek. Birbiriyle dayanışma içine girmek. Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak. İki uzay aracı bir birine monte edilmek.
KURGULAMA
Kurgulamak işi, montajlama.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
KURGUCU
Kurgu işini yapan kimse, montajcı.
MİKROGAMONT
Bölünerek mikrogametleri oluşturan gamont, mikrogametosit.
BORUCU
Boru yapıp satan kimse. Boru montajında çalışan kimse.
MAKROGAMETOSİT
Makrogamont.