Kelimeler arşivi içinde; başında "meç" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. meç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu meç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde meç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MEÇHULAT, MEÇMEÇEN
MEÇİKLİ, MEÇİKLÜ, MEÇMEÇE
MEÇCİK, MEÇÇİK, MEÇHUL
MEÇEÇ, MEÇEL, MEÇİK, MEÇİT, MEÇUK, MEÇUL, MEÇÜK
MEÇ
MEÇ
Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç. Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.
MEÇİKLİ
Uğursuz kişi. Eşeğin erkeklik organı. Tütünlerin dibinde biterek onları kurutan asalak bir ot. Ağı.
MEÇİK
Davul tokmağı. Davul çalarken tokmakla birlikte kullanılan ince çubuk. Uzun ve geniş sakal. Zift. Davul çalmakta kullanılan küçük çubuk. Av âleti olarak kullanılan ucu topuzlu değnek. Başı topuzlu çomak, davul tokmağı.
MEÇEÇ
Et beni, siğil.
MEÇHUL
Bilinmeyen, bilinmedik. Edilgen fiil, malum karşıtı. Bilinmeyen.
MEÇEL
Yer, mesken, ev.
MEÇHULAT
Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler, meçhuller.
MEÇCİK
Topuz (saç için). Sık başlayıp uca doğru azalan sert kıllı sakal.
MEÇMEÇEN
Salyangoz.
MEÇİT
Cami. Mescit.
MEÇUL
Arapça kökenli mechûl: mechul; bilinmiyor.
MEÇÜK
Davul tokmağı. Davul çalarken tokmakla birlikte kullanılan ince çubuk. Zayıf, avurtları çökmüş kişi. Kedi.
MEÇMEÇE
Midye kabuğu. Kaplumbağa kabuğundan tütün tablası biçiminde yapılan ve küçük çocuklara ilâç içirmek için kullanılan kap.
MEÇİKLÜ
Taun.
MEÇÇİK
Bodur, bücür kişi. Davul çalarken tokmakla birlikte kullanılan ince çubuk.
MEÇUK
Zayıf, avurtları çökmüş kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELİRSİZ
Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz. Bilinmeyen, meçhul. Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem.
EĞRİ
Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.
KAŞALOT
İspermeçet balinası. Aptal, budala.
KIVRINTI
Kıvrım. Kıvrılan yer, dönemeç.
BİLİNMEYEN
Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.
İSPERMEÇET
Balinalardan ve özellikle ispermeçet balinasının başından çıkarılan, mum yapımı ve kozmetik sanayisinde kullanılan beyaz bir madde.
BÜKLÜM
Kıvrım. Dönemeç, viraj.
KARAHİNDİBA
Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki (Taraxacum).
BÜK
Dönemeç. Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu. Böğürtlen. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar, büklük.
KIVRILMAK
Eğrilip bükülmek. Katlanmak, bükülmek. Dar bir yere büzülerek yatmak. Kıvrık bir duruma gelmek. Yuvarlak bir biçim almak. Dönmek, sapmak. Yol dönemeçli, virajlı olmak.
BÜKÜNTÜ
Bükme sonucu oluşan biçim veya iz. Dönemeç, viraj. Bağırsakta olan ağrı.
KAVİS
Bir eğrinin sınırlı bir kısmı, eğmeç.
MALUM
Bilinen, belli. Herkesçe bilinen ancak dile getirilemeyen. Bilindiği üzere, bilindiği gibi, kuşkusuz. Bilinen. Etken, meçhul karşıtı.
DİFERANSİYEL
Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerleğinin ayrı hızla dönmesini sağlayan bir dişli aygıt. Özellikle fonksiyonların değişmeleriyle ilgili matematik dalı.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
KIVRIM
Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat, büklüm. Ayrım, dönemeç. Bir tatlı türü. Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası.
BİLEŞİKGİLLER
Bitişik yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan, bazı cinsleri uçucu yağ veya süt taşıyan bir familya.
EĞMEÇ
Kavis. Çay ve ırmağın dönemeç yeri.
GÖZETİCİ
Gözetleme yapan kimse. Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri. Koruyucu kimse.
BEYANAT
Demeç, bildiri.