Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıra" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıra ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kıra olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIRA
Çiçeği düşmemiş, ceviz büyüklüğündeki küçük kavun, karpuz. Küçük : Ahmet'in kırasını gördün mü?. Yalçın, sert kaya. Çığlık, bağırtı. Fasulye. Çevre, kıyı, kenar, uç.
HAKIRA
Kadın: Ayşe bacı eyi bir hakıra.
HANKIRA
Nereye?.
PIZKIRA
Demir tırmık : Bugün pızkırayı tarlada kırdık.
BUZKIRA
Don, donmuş su.
NAKIRA
Nereye: Nakıra gidiyorsun?.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIRAATHANECİ
Kıraathane işleten kimse.
BAKTERİSİT
Bakterikıran.
KIRAÇLAŞMAK
Kıraç duruma gelmek, verimsizleşmek.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
ÇİMDİK
Çimdikleme işi. Gönül kıracak söz. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan. Tatar böreği.
KIRAÇLIK
Kıraç yer.
FUL
Taşkırangillerden, birçok türü bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği (Casmin sambac). Poker oyununda eldeki beş kâğıttan üçünün aynı renk veya biçimde, ikisinin başka bir renk veya biçimde olması durumu. Küçük taneli bir tür bakla.
KAHVE
Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica). Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz. Bu tozla hazırlanan içecek. Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane. Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.
KILKIRAN
Saçkıran.
FIŞKIRDAK
Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç. Ağzındaki iki cam borudan biri üflendiğinde ötekinden su fışkıran, laboratuvarlarda yıkama işlerinde kullanılan bir deney aracı.
HÜNGÜRDEMEK
Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak.
BAYIR
Küçük yokuş, belen, kıran, şev.
FIŞKIRTI
Fışkıran bir şeyin çıkardığı sesin adı.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
HAŞLAMAK
Bir şeyi kaynar suya daldırmak. Kaynar sıvı bir şeyi yakmak. Sertçe paylamak, azarlamak. Suda kaynatarak pişirmek. Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek. Dalamak. Don, kırağı bitkilere zarar vermek. Sızı vermek, acı vermek.
KIRAĞILI
Kırağısı olan.
KIRAATHANECİLİK
Kıraathanecinin yaptığı iş.
GÜR
Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran. Bol, verimli, feyyaz.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
BATMA
Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.