Kelimeler arşivi içinde; başında "körü" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. körü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu körü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde körü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÖRÜKLEYEBİLMEK
KÖRÜKLEYİCİLİK, KÖRÜKLEYEBİLME
KÖRÜKTÜRMEK, KÖRÜKLEYİCİ, KÖRÜKLENMEK
KÖRÜKÇÜLÜK, KÖRÜKLEMEK, KÖRÜKLENME
KÖRÜYHMEK, KÖRÜKTAŞI, KÖRÜKLEME
KÖRÜKLER, KÖRÜNMEK, KÖRÜKLÜK, KÖRÜKMEK, KÖRÜSTEN, KÖRÜKSÜZ
KÖRÜMÜK, KÖRÜMEN, KÖRÜCEK, KÖRÜKSÜ, KÖRÜKLÜ, KÖRÜKÇÜ
KÖRÜĞÜ, KÖRÜVÜ, KÖRÜYH
KÖRÜK, KÖRÜS, KÖRÜŞ, KÖRÜT, KÖRÜZ
KÖRÜ
Çalım, caka.
KÖRÜKLEYİCİLİK
Kışkırtıcılık.
KÖRÜKLENMEK
Körükleme işine konu olmak veya körükleme işi yapılmak.
KÖRÜKLEYEBİLME
Körükleyebilmek işi.
KÖRÜKÇÜLÜK
Körükçünün yaptığı iş.
KÖRÜKLENME
Körüklenmek işi.
KÖRÜYHMEK
Körleşmek; pısırıklaşmak; kabiliyyetini geliştirememek.
KÖRÜKTAŞI
Çanakkale kenti, Ezine belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KÖRÜNMEK
Görünmek.
KÖRÜKLEME
Körükleme işi, ajitasyon.
KÖRÜKLEMEK
Körükle hava vermek. Çıkar sağlamak için kendini acındırmak, ajite etmek. Harekete geçirmek, ajite etmek. Kızıştırmak, şiddetlendirmek.
KÖRÜKLEYEBİLMEK
Körükleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖRÜKLEYİCİ
Heyecana getiren, çıkar sağlamak için kendini acındıran, ajitatör.
KÖRÜKLER
Malatya kenti, Darende ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖRÜKLÜK
Demirci dükkânı.
KÖRÜKTÜRMEK
Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak. Yıldırmak, ürkütmek, yürek gücünü sarsmak. Bir hayvan diğerini korkutmak. Bıktırmak, bezdirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ESİR
Tutsak. Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse. Hava. Köle.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
KÖRÜKLÜ
Körüğü olan. Körüklü otobüs.
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
KÖRÜKÇÜ
Körük yapan veya satan kimse. Körükleyici. Körük kullanan kimse.
EĞRETİ
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
ÇIRPIŞTIRMA
Çırpıştırmak işi. Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılmış olan (iş).
KAPKAÇÇI
Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse. Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma, alelade.
DİKTA
Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk.
BESLEME
Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
GELİŞİGÜZEL
Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. Üstünkörü.
AJİTATÖR
Körükleyici.
KALAYCI
Kap kalaylayan kimse. Üstünkörü iş yapan, sahtekâr.
HARMONYUM
Dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen küçük org, armonyum.
KAFATASÇILIK
İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş. Bir düşünce, inanç vb.ne körü körüne bağlılık.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
FAYTON
Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası, payton. Perde ayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş (Phaeton).
ÇIRPIŞTIRMAK
Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak.