KURU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kuru" olan, toplam 173 adet kelime bulunmaktadır. kuru ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kuru ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kuru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KURUMSALLAŞTIRMAK

16 harfli kelimeler

KURUMSALLAŞTIRMA

15 harfli kelimeler

KURUMLANABİLMEK

14 harfli kelimeler

KURULAYABİLMEK, KURUMLANABİLME, KURUMLAŞTIRMAK, KURUMLUPERVANE, KURUMSALLAŞMAK, KURUŞLANDIRMAK, KURUTULABİLMEK

13 harfli kelimeler

KURULAYABİLME, KURUMLAŞTIRMA, KURUMSALLAŞMA, KURUNTUSUZLUK, KURUŞLANDIRMA, KURUTULABİLME

12 harfli kelimeler

KURUDEĞİRMEN, KURULABİLMEK, KURULUŞÇULUK, KURUMSURAMAK, KURUNTULULUK, KURUTABİLMEK, KURUTAKIRDAK, KURUTUVERMEK, KURUYABİLMEK, KURUYAKALMAK, KURUYUVERMEK

11 harfli kelimeler

KURUCAHÜYÜK, KURULABİLME, KURUMLANMAK, KURUMLAŞMAK, KURUMSUZLUK, KURUTABİLME, KURUTLUTEPE, KURUTUVERME, KURUYABİLME, KURUYUVERME

10 harfli kelimeler

KURUCAABAT, KURUCAOLUK, KURUCAÖREN, KURUCAŞİLE, KURUKAĞŞAK, KURUKAYMAK, KURULANMAK, KURULAŞMAK, KURUMCULUK, KURUMLANIŞ, KURUMLANMA, KURUMLAŞMA, KURUMLULUK, KURUMSAMAK, KURUNTULUK, KURUNTUSUZ, KURUŞAKŞAK, KURUTMALIK, KURUTULMAK, KURUVERMEK, KURUYASICA

9 harfli kelimeler

KURUAKSAK, KURUBACAK, KURUCABEL, KURUCAOVA, KURUCULAR, KURUCULUK, KURUÇEŞME, KURUDEZEN, KURUGERİŞ, KURUGİCİK, KURUGÖKÇE, KURUGÜNEY, KURUHÜYÜK, KURUKAVAK, KURUKAYIŞ, KURUKÖPRÜ, KURULAMAK, KURULANIŞ, KURULANMA, KURULAŞMA, KURULAYIŞ, KURUMATAN, KURUNTUCU, KURUNTULU, KURUPELİT, KURUPINAR, KURUSARAY, KURUŞTAŞI, KURUTELEK, KURUTMALI, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

KURUAĞAÇ, KURUAĞIL, KURUAYŞE, KURUBAKI, KURUBURU, KURUCALI, KURUÇALI, KURUDERE, KURUKAFA, KURULAMA, KURULGAN, KURULĞAN, KURULKAN, KURULMAK, KURULTAY, KURUMEŞE, KURUMSAK, KURUMSAL, KURUMSUZ, KURUPARA, KURUSARI, KURUSEKİ, KURUSIKI, KURUŞLUK, KURUTEPE, KURUTĞAN, KURUTMAÇ, KURUTMAK, KURUTTAŞ, KURUTUCU, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

KURUALİ, KURUBAŞ, KURUCAN, KURUCUK, KURUÇAM, KURUÇAY, KURUDAN, KURUDİL, KURUGAN, KURUGAZ, KURUGÖL, KURUKAN, KURUKOL, KURUKÖY, KURUKUR, KURULMA, KURULTU, KURULUK, KURULUŞ, KURUMAK, KURUMCU, KURUMLU, KURUMSU, KURUMUT, KURUNAZ, KURUNTU, KURUOBA, KURURAK, KURUTAÇ, KURUTAN, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

KURUCA, KURUCU, KURULE, KURULU, KURUMA, KURUTU

5 harfli kelimeler

KURUK, KURUL, KURUM, KURUN, KURUŞ, KURUT

4 harfli kelimeler

KURU

Bazı kelimelerin anlamları

KURU

Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

KURUMLAŞTIRMA

Kurumlaştırmak işi.

KURUMLUPERVANE

Vidalayı işlemek için kullanılan pervaneli araç. (Bor Niğde).

KURUMSALLAŞTIRMAK

Kurumlaşmasını sağlamak.

KURUMLANABİLME

Kurumlanabilmek işi.

KURULAYABİLMEK

Kurulama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KURULAYABİLME

Kurulayabilmek işi.

KURUMSALLAŞMA

Kurumsallaşmak durumu.

KURUMLANABİLMEK

Kurumlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KURUMLAŞTIRMAK

Kurum durumuna getirmek.

KURUNTUSUZLUK

Kuruntusuz olma durumu, evhamsızlık.

KURUMSALLAŞTIRMA

Kurumsallaştırmak işi.

KURUŞLANDIRMA

Kuruşlandırmak işi.

KURUTULABİLMEK

Kurutulması imkânı veya olasılığı bulunmak.

KURUŞLANDIRMAK

Bir listede yer alan her maddenin fiyat tutarını hesap edip belirtmek.

KURUMSALLAŞMAK

Kurumsal duruma gelmek. Örgütlü duruma gelmek. Süreklilik kazanmak.

  -   -   -  

Anlamında KURU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

ADAMOTU

Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

AKAÇLAMAK

Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.

AKBAKLA

Kuru fasulye.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

ADLİYE

Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

AHBAP

Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ACENTELİK

Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.