Kelimeler arşivi içinde; başında "kol" olan, toplam 366 adet kelime bulunmaktadır. kol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOLANJİYOHÜCRESEL, KOLEKTİFLEŞTİRMEK
KOLAYLAŞTIRILMAK, KOLEKTİFLEŞTİRME
KOLAYLAŞTIRILMA, KOLEKSİYONCULUK
KOLANJİYOGRAFİ, KOLANJİYOLİTİS, KOLAYLAŞTIRICI, KOLAYLAŞTIRMAK, KOLEKTİFLEŞMEK, KOLESİSTEKTOMİ, KOLESİSTOGRAFİ, KOLESİSTOKİNİN, KOLESTEROLOZİS, KOLİBASİLLOZİS, KOLLAJENOBLAST, KOLLAJENOLİTİK
KOLAYLAŞTIRMA, KOLEKTİFLEŞME, KOLELİTİYAZİS, KOLESİSTOPATİ, KOLESİSTOTOMİ, KOLESİTOKİNİN, KOLESTEROLEMİ, KOLESTEROLSÜZ, KOLESTEROLÜRİ, KOLİBRİGİLLER, KOLİENTERİTİS, KOLİSEPTİSEMİ, KOLLAYABİLMEK, KOLONYALANMAK, KOLOPROKTİTİS
KOLEDOKOTOMİ, KOLEKSİYONCU, KOLESİSTİTİS, KOLESİSTOZİS, KOLESTEROLLÜ, KOLESTEROZİS, KOLESTİRAMİN, KOLİGRANÜLOM, KOLİNESTERAZ, KOLLAJENOSİT, KOLLATERALİS, KOLLAYABİLME, KOLLAYICILIK, KOLONİZASYON, KOLONYALAMAK, KOLONYALANMA, KOLTUKLANMAK
KOLAYLANMAK, KOLAYLAŞMAK, KOLAYSINMAK, KOLÇAKLAMAK, KOLDURGOVEÇ, KOLEKTİVİST, KOLEKTİVİZM, KOLİBASİLOZ, KOLİBASİLUS, KOLİFORMLAR, KOLLETERYUM, KOLONİLEŞME, KOLONYALAMA, KOLONYALİST, KOLONYALİZM, KOLORİMETRE, KOLORİMETRİ, KOLTAKLAMAK, KOLTUKÇULUK, KOLTUKLAMAK, KOLTUKLANMA
KOLAGİLLER, KOLALANMAK, KOLALATMAK, KOLANCILIK, KOLANJİTİS, KOLASIZLIK, KOLAYCACIK, KOLAYCILIK, KOLAYLAMAK, KOLAYLANMA, KOLAYLAŞMA, KOLAYLIKLA, KOLBAŞILIK, KOLBIÇKISI, KOLCANLIĞI, KOLDAMLICA, KOLEKSİYON, KOLESTANOL, KOLESTATİK, KOLESTERİN, KOLESTEROL, KOLESTİPOL, KOLİNASYON, KOLİNERJİK, KOLLAGENAZ, KOLLAJENAZ, KOLLAMAMAK, KOLLENKİMA, KOLLOBLAST, KOLLUMAKAS, Devamını Oku »»
KOLACILIK, KOLALAMAK, KOLALANMA, KOLALATMA, KOLALAYIŞ, KOLALILIK, KOLANKAYA, KOLATERAL, KOLAYLAMA, KOLÇEKMEK, KOLDAKMAÇ, KOLDAŞLIK, KOLDURDAK, KOLEDOKUS, KOLEKTOMİ, KOLEMANİT, KOLEOPTİL, KOLEORİZA, KOLİSAVRA, KOLKESİMİ, KOLKIRMAĞ, KOLKORÇAK, KOLLANMAK, KOLLAŞMAK, KOLLAYICI, KOLLODYON, KOLLOİDAL, KOLLUDERE, KOLOMBİNA, KOLONYALI, Devamını Oku »»
KOLAĞASI, KOLAKMAK, KOLALAMA, KOLANİYA, KOLAPANA, KOLARGOL, KOLARMAK, KOLAYINA, KOLAYLIK, KOLAYSIZ, KOLBASTI, KOLCULAR, KOLCULUK, KOLÇAKLI, KOLDAMCA, KOLDAMLI, KOLDURUM, KOLEKTİF, KOLEKTÖR, KOLERALI, KOLESTAZ, KOLIŞLIĞ, KOLİFORM, KOLİSTİN, KOLKIRAN, KOLKİSİN, KOLLAGEN, KOLLAJEN, KOLLAMAK, KOLLANMA, Devamını Oku »»
KOLABAK, KOLAÇAN, KOLAÇKA, KOLAGOG, KOLAJEN, KOLAKAS, KOLAKOZ, KOLALOH, KOLALTI, KOLANCI, KOLANGA, KOLANKA, KOLANLI, KOLASIZ, KOLAVUÇ, KOLAYCA, KOLAYCI, KOLAYDA, KOLAYIN, KOLAYIR, KOLAYLI, KOLAYLU, KOLBAĞI, KOLBAKA, KOLBASA, KOLBAŞI, KOLBAZI, KOLBEZİ, KOLDAMİ, KOLDERE, Devamını Oku »»
KOLACI, KOLALI, KOLANÇ, KOLBAĞ, KOLBAK, KOLBEZ, KOLCAK, KOLCUK, KOLÇAĞ, KOLÇAH, KOLÇAK, KOLDAĞ, KOLDAM, KOLDAN, KOLDAŞ, KOLDİK, KOLDUK, KOLDUR, KOLEİK, KOLEMİ, KOLERA, KOLETİ, KOLHOZ, KOLİPİ, KOLİVA, KOLKAÇ, KOLKAN, KOLKÖY, KOLLAP, KOLLAR, Devamını Oku »»
KOLAÇ, KOLAJ, KOLAK, KOLAN, KOLAT, KOLAY, KOLBA, KOLCA, KOLCU, KOLEJ, KOLEŞ, KOLET, KOLEY, KOLGA, KOLGE, KOLİK, KOLİN, KOLİT, KOLKA, KOLLI, KOLLİ, KOLLO, KOLLU, KOLON, KOLOS, KOLOŞ, KOLOT, KOLOV, KOLOZ, KOLPO, Devamını Oku »»
KOLA, KOLÇ, KOLE, KOLİ, KOLM, KOLO
KOL
KOL
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. İş takımı, ekip, grup. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Dizi, düzen. Kanat. Karakol.
KOLAYLAŞTIRICI
Görüşmelerin gidişini üyelerin özgürce seçmelerine ve kendiliğinden eğilimlerine bırakan küme çözümlemelerinde bir ayrıştırıcı ya da sorun çözümleyici konumunda olan gözlemci.
KOLESİSTOGRAFİ
Kontrast maddenin verilmesinden sonra safra kesesinin görüntüsünün alınması.
KOLESİSTEKTOMİ
Safra kesesinin ameliyatla çıkarılması.
KOLAYLAŞTIRILMA
Kolaylaştırılmak işi.
KOLEKSİYONCULUK
Koleksiyoncunun yaptığı iş, derlemcilik.
KOLANJİYOLİTİS
Karaciğer içindeki safra kanalları yangısı.
KOLANJİYOHÜCRESEL
Safra kanallarına ait, onlarla ilişkili veya ilişkin.
KOLEKTİFLEŞTİRMEK
Ortaklaştırmak.
KOLANJİYOGRAFİ
Kontrast maddenin vena içi verilmesinden sonra safra yollarının grafisinin alınması.
KOLAYLAŞTIRILMAK
Kolaylaştırma işini yaptırılmak.
KOLAYLAŞTIRMAK
Kolay bir duruma getirmek, güçlükleri ortadan kaldırmak. Bir işi sonuna yaklaştırmak.
KOLESTEROLOZİS
Dokularda, anormal miktarda kolesterol brikimi, kolesterozis.
KOLESİSTOKİNİN
Pankreozimin.
KOLEKTİFLEŞTİRME
Ortaklaştırma.
KOLEKTİFLEŞMEK
Kolektif duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ALDANÇ
Çabuk ve kolay aldatılan (kimse).
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ALKİL
Alkol kökü.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ALKOLİK
Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olan (kimse).
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.