KESİN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kesin" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. kesin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kesin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kesin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KESİNLEŞTİREBİLME

14 harfli kelimeler

KESİNLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

KESİNLEŞTİRME, KESİNTİSİZLİK

11 harfli kelimeler

KESİNLEŞMEK, KESİNSİZLİK

10 harfli kelimeler

KESİNLEMEK, KESİNLEŞME, KESİNTİSİZ, KESİNLİKLE

9 harfli kelimeler

KESİNLEME, KESİNETLİ, KESİNEKES, KESİNTİLİ

8 harfli kelimeler

KESİNDİK, KESİNKES, KESİNMEK, KESİNLİK

7 harfli kelimeler

KESİNTİ, KESİNME

5 harfli kelimeler

KESİN

Bazı kelimelerin anlamları

KESİN

Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu. Kesinlikle.

KESİNTİSİZ

Aralıksız. Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para).

KESİNDİK

Kesinti.

KESİNLEŞTİREBİLME

Kesinleştirebilmek işi.

KESİNLEŞTİRMEK

Kesin bir duruma getirmek.

KESİNLEŞMEK

Kesin bir durum almak, katileşmek. Değişme olanağı olmadan yürürlüğe girmek.

KESİNTİSİZLİK

Kesintisiz olma durumu.

KESİNLEMEK

Bir şeyi kesinleştirmek.

KESİNSİZLİK

Kesin olmama durumu.

KESİNLEŞTİRME

Kesinleştirmek işi.

KESİNETLİ

Şart, zorunlu : Bu işi yapmak kesinetli mi?.

KESİNLEŞME

Kesinleşmek işi.

KESİNLİKLE

Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen, banko.

KESİNTİLİ

Ara verilerek yapılan. Kesintisi olan (para).

KESİNLEME

Kesinlemek işi.

KESİNEKES

Kesin, kati, kesinliğe yakın olarak.

  -   -   -  

Anlamında KESİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KESİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELİRMEK

Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.

BEYLİK

Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

BRÜT

Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).

BELİRLİ

Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

BELGİN

Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, sarih.

BİLİM

Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

ALENİ

Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan.

BOŞLUK

Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

ÇARPMAK

Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.

BENCİL

Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist. Bencilik öğretisine inanan.

BUYURMAK

Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek. Etmek, eylemek. Almak. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek.

ARALIKSIZ

Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz. Sürekli, ara vermeden, kesintisiz.

ÇALKANMAK

Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.

BANKO

İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.

AZMETTİRMEK

Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.

BELKİLİ

Olasılı, muhtemel. Doğru olabileceği gibi yanlış da olabilen, belli ve kesin olmayan, olasılı, ihtimalî.

BUYURGAN

Sık sık buyruk veren, buyruk verir gibi konuşan. Kesin hüküm bildiren.

CEVVAL

Davranışları çabuk ve kesin olan.