Sonu KAÇAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kaçan" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kaçan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kaçan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kaçan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KULAĞAKAÇAN, TUMANAKAÇAN

10 harfli kelimeler

YAPRAKAÇAN

9 harfli kelimeler

KARAKAÇAN, KULAKAÇAN, SUYAKAÇAN, YEREKAÇAN

8 harfli kelimeler

KAÇKAÇAN

5 harfli kelimeler

KAÇAN

Bazı kelimelerin anlamları

KAÇAN

İnek işkembesi. Herhangi. Tapu senedi. Mısır (yeşil yaprakları ile). Ne zaman, ne vakit?. Ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne suretle, ne vakit.

SUYAKAÇAN

Hamur çorbası.

YAPRAKAÇAN

Mart başında esen yel.

KARAKAÇAN

Eşek.

TUMANAKAÇAN

Kapsül.

YEREKAÇAN

Havuç.

KULAĞAKAÇAN

Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia).

KAÇKAÇAN

Saksağan.

KULAKAÇAN

İnce, uzun kahverenkli bir böcek.

  -   -   -  

Anlamında KAÇAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAÇAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ENSELEMEK

Kaçan veya saklanan birini yakalamak.

KAYTARICI

İşten kaçan (kimse), kaytarmacı.

EVDİK

Nikahlanmadan nişanlısı ile cinsi ilişkide bulunan ya da ona kaçan kız. Piç (çocuk).

KAÇINGAN

Geri duran, girişken olmayan, insan içine girmek istemeyen, insanlardan kaçan, çekingen.

EŞEK

Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.

PANTUFLACI

Pantufla yapan veya satan kimse. Sadece kadın çantası çalıp kaçan kimse.

TEMBEL

İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).

HORAVU

İnsandan kaçan, yabani hayvan. Kimseye sokulmayan, yadırgayan kişi. Eli işe yatkın olmayan kişi.

BIRIK

Oyundan yılan, kaçan.

AYDAMAK

Tembel, işten kaçan. Hayvanları, arabayı sürmek, sevketmek. Hikâye etmek, söylemek, anlatmak. Hayvanları sürmek, götürmek.

MÜNZEVİ

Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven.

MERDÜMGİRİZ

İnsan içine karışmaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan (kimse), mizantrop.

YAKALAMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.

KAÇAK

Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı. Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan. Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde. Av sırasında vurulamayan kuş. Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan. Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice.

HEYKİRMEK

Bir şeyi çevirmek. Bağırarak sürüden kaçan hayvanları toplamak, çevirmek: Davarı heykir de toplansın. Korkudan bağırmak, haykırmak. Yüksek sesle ağlamak. Soğuk sudan etkilenmek : Bu çocuk soğuk sudan pek heykiriyor. Neşeyle haykırmak.

BUĞRUCE

Hayvanların burnuna kaçan bir sinek.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

ZÜPPE

Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen, snop.

KOVALAMAK

Kovmak. Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak. Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek. Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak.

HOMSUK

İnsanlardan kaçan, içine kapanık kişi.