Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hür" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hür ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında hür olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hür olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TEEHHÜR, TEFAHÜR, TEZAHÜR
TEPHÜR
MÜHÜR, ÇÖHÜR, MÖHÜR, NÜHÜR, SAHÜR, SÖHÜR, ŞÖHÜR, ZÖHÜR
HÜR
HÜR
Özgür. Özgür bir biçimde.
NÜHÜR
Zurna.
TEFAHÜR
Övünme.
SAHÜR
Sahur, bk. sehür, söhür.
SÖHÜR
Sahur.
MÖHÜR
Mühür.
ZÖHÜR
Sahur.
MÜHÜR
Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik vb.nden yapılmış araç, damga, kaşe. Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad.
TEZAHÜR
Belirme, görünme, gözükme, ortaya çıkma, oluşma. Belirti.
TEPHÜR
Buğday, bulgur ve benzerleri tahılları elemeye yarayan ağaçtan yapılmış büyük elek.
ŞÖHÜR
Geçerlilik. Akıl, bilinç.
ÇÖHÜR
Dikenli ağaç.
TEEHHÜR
Gecikme.
Bu bölümde tanımı içerisinde HÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GECİKME
Gecikmek işi, teehhür, rötar.
MUMLAMAK
Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak. Mühürlemek, mühür mumu sürmek. Mum cilası yapmak.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
GÖSTERİ
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
LİBERAL
Hürriyet ve serbestlikle ilgili. Hoşgörülü. Serbest ekonomiden yana olan (kimse, parti vb.), liberalist.
ISTAMPA
Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim. İçinde, mühür, damga vb.ni mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu. Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür.
BAĞIMSIZ
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.
KURŞUNLAMAK
Kurşunla kaplamak. Kurşunla mühürlemek. İçinde kurşun bulunan silahla ateş etmek, vurmak.
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
BELİRMEK
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.
KISITLAMAK
Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek. Sınırlamak, daraltmak. Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak.
HÜRRİYETSİZ
Hürriyetini yitirmiş.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
MÜHÜRCÜ
Mühür kazıyan kimse.
KAŞELEMEK
Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek.
MÜHÜRCÜLÜK
Mühürcü olma durumu. Mühürcünün görevi veya zanaatı.
HÜRRİYETÇİ
Hürriyeti benimseyen (kimse), hürriyetperver.
HÜRRİYETPERVER
Hürriyetçi.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
HÜRLÜK
Hür, özgür olma durumu.