HUN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "hun" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. hun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu hun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

HUNHARCASINA

9 harfli kelimeler

HUNNAYICI, HUNHARLIK, HUNDARSIZ

8 harfli kelimeler

HUNTUMUŞ, HUNHARCA

7 harfli kelimeler

HUNAMAZ, HUNNACI

6 harfli kelimeler

HUNRİZ, HUNHAR, HUNCAZ, HUNALP, HUNPIŞ, HUNNUK, HUNNAK

5 harfli kelimeler

HUNDA, HUNÇA, HUNDİ, HUNEK, HUNİK

4 harfli kelimeler

HUNU, HUNK, HUNİ, HUND, HUNA

3 harfli kelimeler

HUN

Bazı kelimelerin anlamları

HUN

Kan.

HUNHARLIK

Kan dökücülük, zalimlik.

HUNALP

Savaşçı yiğit.

HUNAMAZ

Kıskanç.

HUNDARSIZ

Sabırsız.

HUNNACI

Gebe.

HUNNAYICI

Gebe.

HUNTUMUŞ

Çok yaşlı, ibtiyar.

HUNHARCA

Hunhara yakışır bir biçimde, hunharcasına.

HUNHAR

Kana susamış, kan dökücü.

HUNNUK

Bahçelere su almak için duvar dibinden açılan delik.

HUNPIŞ

Sevimli.

HUNHARCASINA

Hunharca.

HUNCAZ

Şu.

HUNNAK

Anjin.

HUNRİZ

Kan dökücü, kanlı.

  -   -   -  

Anlamında HUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSPRİTİZMACILIK

Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış.

TROL

Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı.

HAVUZCUK

İdrar borularının böbrekle birleştikleri yerde huni biçimindeki genişlik.

KANLI

Kan bulaşmış. Kanı yoğun olan, demevi. Kan dökülmesine neden olan. Kanlanmış olan. İsteyerek kan dökmüş olan (kimse), hunriz, katil. Kan davasında taraf olan kimse. Kanı olan.

CANLICILIK

Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.

KASAPLIK

Kasap olma durumu, etçilik. Kan dökücülük, hunharlık. Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan). Kasabın yaptığı iş, etçilik.

ARINMA

Arınmak işi, temizlenme. Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

KÜLAH

İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap. Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık. Bu kabın alabileceği miktarda olan. Oyun, hile.

HALİÇ

Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.

ABARA

Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).

KASAP

Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse. Kan dökücü, hunhar. Et satılan dükkân.

ANJİN

Boğaz mukozasının şişmesi, boğak, hunnak.

COŞKU

Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.

HULUL

Gelme, gelip çatma. Tanrı ruhunun herhangi bir bedene girdiğine inanma. Girme, sinme. Geçişim. Geçişme.

FAKİRİZM

Hint felsefesinde insan vücudu bütün kötülüklerin kaynağı sayıldığından, bedene eziyeti ruhun kurtuluşu ve mutluluğu için gerekli gören çilekeşlik.

HAVVAANAELİ

Küçük beyaz çiçekli bir yıllık bir bitki (Anastatica hierochuntia).

SICAKLIK

Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği, hararet. Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi, suhunet. Hamamlarda yıkanılan sıcak yer. Sevgi, içtenlik ve sevimlilik.

STOACILIK

Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti, revakiye.

İSPRİTİZMA

Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış.