Kelimeler arşivi içinde; sonunda "heybe" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu heybe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında heybe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde heybe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HEYBE
HEYBE
At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba. Omza geçirilebilen tek gözlü bir çanta türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde HEYBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEYBECİLİK
Heybecinin yaptığı iş.
HEYBETLİCE
Oldukça heybetli.
AZAMETLİ
Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.
HEYBECİ
Heybe yapan veya satan kimse.
ODUNSU
Odunu andıran, oduna benzeyen, odun gibi, odunumsu. Kaba, iri, heybetli.
AZAMET
Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.
AKITMACIK
Kilim, yün çorap ve heybelerde kullanılan bir çeşit motif.
KALIPLI
Kalıplanmış olan. Düzgün, biçimli. İri yapılı, heybetli.
ARDI
Soğan, sarımsak bağları, demetleri. Heybenin iki gözünü ayıran kısım. Erzurum kenti, Horasan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BUTURAK
Ekinler içinde biten, yapışkan dikenli bir ot. Kilimde, heybede, çulda olan bir motif.
ARDALAMAK
Geriye kalmak, beklemek, arkada kalmak: Onlarla giderken ardala, seninle konuşacaklarım var. Tartmak, okkalamak: Şu torbadaki mısırı ardala, bak ne kadar gelir. Torba, heybe ve benzerleri yükü eşeğe ya da bir yere dengeli olarak yüklemek, asmak.
AYBAR
Gösterişli, heybetli, görkemli.
HURÇ
Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe. Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta.
ŞEVKET
Büyüklük, ululuk, yücelik, heybet.
CELBEZE
Gösteriş, heybet.
ARDINMAK
Abanmak, yaslanmak, dayanmak, yüklenmek. Palto, pelerin, çuval, heybe gibi şeyleri sırta, omuza almak. Darılmak, küsmek. Yüklenmek, yükü sırta almak.
ARDLAMAK
Palto, pelerin, çuval, heybe gibi şeyleri sırta, omuza almak. Kovuşturmak, takip etmek. Tekrar etmek: Artık bu işi aralama.
AMANNANMAK
Denge bozulmak, meyillenmek: Heybe amannandı.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
ARDMAK
Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.