GAYE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gaye" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. gaye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gaye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gaye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GAYESİZLİK

7 harfli kelimeler

GAYESİZ, GAYETİN, GAYETLE

6 harfli kelimeler

GAYELİ

5 harfli kelimeler

GAYED, GAYES, GAYET

4 harfli kelimeler

GAYE

Bazı kelimelerin anlamları

GAYE

Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.

GAYETLE

Aşırı derecede.

GAYETİN

Gayet fazla, çok fazla olarak. Gayet, bk. gâyetinen.

GAYESİZLİK

Gayesiz olma durumu.

GAYES

Elbise: Bugün gayes yıkayacağım.

GAYESİZ

Amacı olmayan. Herhangi bir amaç olmadan.

GAYET

Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde.

GAYED

Gayet.

GAYELİ

Amacı olan.

  -   -   -  

Anlamında GAYE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GAYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MURAT

İstek, dilek. Amaç, erek, gaye.

YOL

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

GADAMAK

Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.

AMAÇ

Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

GAYA

Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.

AMAÇLI

Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.

MERAM

İstek, amaç, gaye, maksat. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

GEYE

Arapça kökenli gaye: gaye; amaç.

CELEBİ

Kazanç gayesiyle toptan alınan eşya.

EREK

Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.

AYKIRILIK

Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.

MAKSAT

İstenilen şey, amaç, gaye, erek.

UĞUR

Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.

ÇOH

Çok, fazla. Deveyi yerden kaldırma ünlemi. Çok. Çok, bk. çog. İnce kalas. Aşın, fazla. Gayet, son derece.

BİLME

Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

UYMAZLIK

Aykırılık, başkalık, beis, mugayeret.

TEŞRİKİMESAİ

Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı, birlikte çalışma, iş birliği.

GEYET

Arapça kökenli gayet: gayet.