Kelimeler arşivi içinde; başında "eriş" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. eriş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eriş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eriş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ERİŞİLEBİLİRLİK
ERİŞTİREBİLMEK
ERİŞİLEBİLMEK, ERİŞEBİLİRLİK, ERİŞTİREBİLME
ERİŞİLEBİLME, ERİŞTİRİLMEK
ERİŞTİRİLME, ERİŞEBİLMEK, ERİŞİLİRLİK
ERİŞEBİLME, ERİŞKİNLİK, ERİŞTİRMEK
ERİŞTELİK, ERİŞİLMEK, ERİŞTİRME
ERİŞTELİ, ERİŞİLME, ERİŞİGLİ, ERİŞİKLİ
ERİŞMİŞ, ERİŞBER, ERİŞGİL, ERİŞGİN, ERİŞGUN, ERİŞMEK, ERİŞLER, ERİŞKİN
ERİŞME, ERİŞİF, ERİŞTA, ERİŞTE, ERİŞKİ, ERİŞİM, ERİŞTİ, ERİŞGİ, ERİŞEN, ERİŞEK, ERİŞİK
ERİŞE
ERİŞ
ERİŞ
Erme işi.
ERİŞTELİK
Erişte yapmaya yarayan. Kıyılarda deniz yosunlarının hareketi engelleyecek biçimde çok olduğu yer.
ERİŞTİRİLMEK
Eriştirme işi yapılmak.
ERİŞİLEBİLME
Erişilebilmek işi.
ERİŞEBİLME
Erişebilmek işi.
ERİŞKİNLİK
Erişkin olma durumu, olgunluk, kâhillik.
ERİŞİLMEK
Erişme işi yapılmak, ulaşılmak, yetişilmek.
ERİŞEBİLİRLİK
Bir taşınmaza, bir yerleşim yerine ya da bir yerleşim yerinin sunduğu kamusal işgörülere erişme olanağı, varış kolaylığı.
ERİŞİLİRLİK
Bir gömüde, bir dizin terimine yollama yapan ortalama terim sayısı.
ERİŞTİRİLME
Eriştirilmek işi.
ERİŞTİRMEK
Erişmesini sağlamak.
ERİŞEBİLMEK
Erişme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ERİŞİLEBİLİRLİK
Genel Ağ'da bir sayfanın ulaşılabilir olması. Hedef tüketicilerin pazara sunulan bir mal ya da hizmete, pazarın ulaşım koşullarında erişebilme düzeyi.
ERİŞTİREBİLME
Eriştirebilmek işi.
ERİŞTİREBİLMEK
Eriştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ERİŞİLEBİLMEK
Erişilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AKSİLİK
Terslik, zıtlık, karşıtlık. Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik. İnatçılık, huysuzluk.
AHZÜİTA
Alışveriş.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AKSATA
Alışveriş.
ASTARLIK
Astar olmaya elverişli (kumaş vb.).
ARASTA
Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
ALAYİŞ
Gösteriş, göz kamaştırma.
ALAYİŞLİ
Gösterişli.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AYAKKABILIK
Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı. Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.).
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.