Kelimeler arşivi içinde; sonunda "edi" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. Sonu edi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında edi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde edi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANSİKLOPEDİ, TRAJİKOMEDİ
MİKROKREDİ
TARANKEDİ, MUHAMMEDİ, ATMIŞYEDİ, MİRASYEDİ
DARIHEDİ, BÜRÜMEDİ, BİREMEDİ, GÖDÜREDİ, ORTOPEDİ
TRAJEDİ, MÜPTEDİ, MÜHTEDİ, ALAMEDİ, GENLEDİ, ZEMHEDİ
KİREDİ, GÖMEDİ, MEŞEDİ, GİREDİ, EBBEDİ, SENEDİ, TÖREDİ, DEVEDİ, BİREDİ, BELEDİ, KOMEDİ, TÜREDİ
EVEDİ, İVEDİ, ÖVEDİ, EBEDİ, KREDİ, MAEDİ, EFEDİ, ADEDİ, AVEDİ, EREDİ
HEDİ, YEDİ, BEDİ, KEDİ, NEDİ, GEDİ, PEDİ, REDİ, CEDİ, VEDİ, ÇEDİ
EDİ
EDİ
İş yapma. Yapılan iş. Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde geçen bir söz.
DARIHEDİ
Kaynatılmış darı.
MÜPTEDİ
Başlayıcı.
MÜHTEDİ
Dönme.
TRAJEDİ
Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri, facia, tragedya, ağlatı. Facia.
ANSİKLOPEDİ
Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.
MUHAMMEDİ
Müslüman.
GÖDÜREDİ
Beyaz renkli dolgun çavdar.
TRAJİKOMEDİ
Acıklı komedi.
MİRASYEDİ
Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse. Çok savurgan kimse.
BİREMEDİ
Bir düzüye, bir sıraya, aralıksız. Toptan.
TARANKEDİ
Çocuk masallarında geçen gerçeküstü yabanıl kedi.
MİKROKREDİ
İşçelik.
ORTOPEDİ
Kemikler, eklemler, kaslar, kirişler, sinirler gibi hareketi sağlayan organların bozukluklarını düzelten, tedavi eden cerrahi kolu.
BÜRÜMEDİ
Baş örtüsü.
ATMIŞYEDİ
Altmış yedi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKORTLU
Akordu olan, akort edilmiş.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AFOROZLU
Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
AKORTSUZ
Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.
AĞLATI
Trajedi.
AKREDİTİF
Güven yazısı. Kredi mektubu.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AKDEDİLME
Akdedilmek durumu.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.