Sonu BOĞU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "boğu" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu boğu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında boğu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde boğu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BOĞU

Deste, demet, tutam. Sofrabezi. Nişanlı kız tarafından erkeğe gönderilen hediye bohçası. Buhar, buğu.

TOSBOĞU

Kaplumbağa.

  -   -   -  

Anlamında BOĞU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOĞUMLANMA

Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.

BOĞUNUK

Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.

BOĞUMLU

Boğumu olan.

BOĞUŞMA

Boğuşmak işi.

BOĞUMLANMAK

Boğum oluşmak, boğum boğum olmak. Bir ses çıkarmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak.

ÇÖZÜLME

Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.

ARTİKÜLASYON

Boğumlanma.

BOĞUM

Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.

BOĞUMLAMAK

Boğum durumuna getirmek.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

DALAŞMAK

Köpekler boğuşup birbirini ısırmak. Ağız kavgası etmek.

DAMAKSI

Boğumlanma noktası damakta bulunan (ses).

BOĞUKLAŞMAK

Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak.

BOĞUMLAMA

Boğumlamak işi.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ÇIKAK

Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç. Boğumlanma noktası.

BOĞULMA

Boğulmak işi.

BOĞUŞULMAK

Boğuşma işi yapılmak.

BOĞUŞULMA

Boğuşulmak işi.