Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bet" olan, toplam 124 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DİYARIGURBET, SULUCAGÜMBET
GÜMÜŞKÜMBET
HOŞSOHBET, MÜNASEBET, İLERLEBET, TAHTANBET
GAYBUBET, İLELEBET, MUHABBET, CINGIBET, MEHEBBET, MÖHÜBBET, TEHRİBET
CENABET, DİYABET, GARABET, GUDUBET, HİTABET, KARABET, KİTABET, MEHABET, MUSİBET, MÜEBBET, NECABET, NİYABET, REKABET, RUTUBET, SAHABET, SALABET, ŞEBABET, TABABET, AĞAĞBET, AYIMBET, GALEBET, GUDÜBET, KİREBET, KUDÜBET, MAABBET, MUABBET, MUHABET, MÜSÜBET, NASİBET, NECEBET, Devamını Oku »»
AKIBET, GIYBET, GURBET, HEYBET, İCABET, İSABET, KÜMBET, NİKBET, RAĞBET, SOHBET, ŞERBET, UKUBET, ASABET, BELBET, CİLBET, GÖLBET, GÖMBET, GÖÖBET, GÖYBET, GÜLBET, GÜMBET, GÜRBET, HELBET, HERBET, İBABET, İSEBET, KİRBET, KURBET, KÜLBET, MABBET, Devamını Oku »»
ELBET, MABET, NÖBET, AKBET, ARBET, AYBET, EZBET, GOBET, GÖBET, HÖBET, İRBET, İZBET, KEBET, KİBET, LEBET, LOBET, LÖBET, NEBET, ÖĞBET, ÖVBET, ÖYBET, SEBET, SOBET, SÖBET, TİBET, ZEBET
EBET, ABET, ÖBET
BET
BET
Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz.
MEHEBBET
Muhabbet.
MÜNASEBET
İlişik, ilişki, ilinti. İki şey arasındaki uygunluk. Sebep, vesile, gerekçe, neden.
İLELEBET
Sonsuza değin, sonsuzluğa kadar, sürgit.
CENABET
Cünüp. Cünüplük. Pis, kötü, hoşlanılmayan (kimse veya şey).
GÜMÜŞKÜMBET
Kırşehir kenti, Mucur ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
GAYBUBET
Göz önünde bulunmama.
MUHABBET
Sevgi. Dostça konuşma, yârenlik.
HOŞSOHBET
Güzel ve tatlı konuşan (kimse).
İLERLEBET
İlelebet.
SULUCAGÜMBET
Karpuz.
CINGIBET
Kavga, gürültü. Kavgacı.
TEHRİBET
Arapça kökenli tahribât: tahribat.
TAHTANBET
Üstüne şilte serilerek yatmaya ya da oturmaya yarayan bir çeşit tahta karyola, kerevet. Üstüne şilte serilerek yatmaya ya da oturmaya yarayan bir çeşit tahta karyola, kerevet.
MÖHÜBBET
Bağlılık, dostluk. Muhabbet.
DİYARIGURBET
İş, eğitim vb. sebeplerle göç edilen yabancı yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde BET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
AKSE
Hastalık nöbeti, kriz.
BESBETER
Çok kötü, beş beter.
BETERLEŞMEK
Beter duruma gelmek.
AVARYA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.
BETİM
Betimleme işi, betimleme. Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı, tasvir.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
BAYILMAK
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
ABECESEL
Alfabetik.
AZAMET
Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.
AZAMETLİ
Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
BETİMLENMEK
Betimleme işi yapılmak.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
BETİMLEMECİ
Betimlemeye ağırlık veren, tasvirci.
BABALI
Babası olan. Zaman zaman sinir nöbeti geçiren.