Kelimeler arşivi içinde; başında "bakım" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. bakım ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bakım ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bakım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BAKIMSIZLIK
BAKIMCILIK, BAKIMINDAN, BAKIMLILIK
BAKIMDAN, BAKIMEVİ, BAKIMLIK, BAKIMSIZ
BAKIMCI, BAKIMLI
BAKIM
BAKIM
Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
BAKIMCI
Bakım işini yapan kimse.
BAKIMCILIK
Bakımcının yaptığı iş.
BAKIMLILIK
Bakımlı olma durumu.
BAKIMINDAN
Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
BAKIMLIK
Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz.
BAKIMSIZ
Özen gösterilmemiş, bakılmamış.
BAKIMDAN
Yönden, açıdan. Bakımdan, sebepten.
BAKIMSIZLIK
Bakımsız olma, terk edilme, yüzüstü bırakılma durumu.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
BAKIMLI
İyi bakılmış, üzerinde iyi çalışılmış.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BATIL
İnançlar bakımından gerçek olmayan. Geçersiz. Çürük, temelsiz, asılsız. Boş, beyhude.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
BASKIN
Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ANLAŞMAK
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.
BAYRAM
Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. Özel olarak kutlanan gün. Sevinç, neşe.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AŞAMA
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
BAYINDIR
Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
ASANSÖRCÜ
Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
ALOTROPİ
Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.
ASLEN
Kök veya soy bakımından.
AZ
Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
AZINLIK
Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.
BAHÇIVAN
Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse. Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.