Kelimeler arşivi içinde; sonunda "azı" olan, toplam 148 adet kelime bulunmaktadır. Sonu azı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında azı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde azı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MUSABEYLİBOĞAZI, YUKARIPULLUYAZI
DEĞİRMENBOĞAZI, İSTANBULBOĞAZI, KURTLUSARIMAZI
YUKARIGÖLYAZI
TARSUSBEYAZI, AŞAĞIGÖLYAZI
BAKIRBOĞAZI, ILICABOĞAZI, KABAKBOĞAZI, KOÇARBOĞAZI, MARAŞBOĞAZI, MUHATBOĞAZI, SERÇEBOĞAZI
ARSLANYAZI, DEREBOĞAZI, GALKANGAZI, HARMANYAZI, KALEBOĞAZI, KAYABOĞAZI, KOŞUBOĞAZI, KÜREBOĞAZI, ODUNBOĞAZI, SCHİFFBAZI, SEKİLİYAZI, TUZBURGAZI, YONTUKYAZI, YUKARIYAZI
KUŞPALAZI, BASMAYAZI, ALTINYAZI, ATBURGAZI, BOZCAYAZI, BÖLÜKYAZI, ÇAMLIYAZI, ÇATALYAZI, ÇEVRİYAZI, ÇİÇEKYAZI, ÇÖKEKYAZI, DİLEKYAZI, DOĞANYAZI, DUMLUYAZI, DÜĞÜNYAZI, DÜLEKKAZI, GÖKÇEYAZI, GUŞKİRAZI, GÜMÜŞYAZI, GÜNBOĞAZI, KARLIYAZI, KENARYAZI, KONAKYAZI, KOZLUYAZI, KÖSNÜYAZI, KUMLUYAZI, KUŞLUYAZI, PAMUKYAZI, PINARYAZI, RESİMYAZI, Devamını Oku »»
AÇIKYAZI, AĞILYAZI, AKÇAYAZI, ALANYAZI, ARPAYAZI, ASLANAZI, ÇALIYAZI, DEDEYAZI, EKİNYAZI, ELMAYAZI, ERİKYAZI, ESENYAZI, EŞMEYAZI, HAVAGAZI, İNCEYAZI, KARAPAZI, KARAYAZI, KOCAYAZI, KURUYAZI, MEŞEYAZI, MÜTEVAZI, ORTAYAZI, OTLUYAZI, PAŞAYAZI, SARIMAZI, SARIYAZI, SUBOĞAZI, SULUYAZI, UZUNYAZI, YENİYAZI
BAŞYAZI, BOZYAZI, TELYAZI, DÜZYAZI, ADAYAZI, ALTYAZI, ANAYAZI, ARAYAZI, BAĞYAZI, BEYYAZI, ÇAMYAZI, GAZBAZI, GÖKYAZI, GÖLYAZI, GÖVGAZI, GÖVKAZI, GÜLYAZI, GÜNYAZI, KAŞYAZI, KOÇYAZI, KOLBAZI, KUMYAZI, NAZNAZI, SAĞYAZI, SALYAZI, SELYAZI, ŞAHNAZI, TAŞYAZI, TEKYAZI, ULUYAZI, Devamını Oku »»
AKYAZI, ELSAZI, HALAZI, ÖZYAZI, YALAZI
ARAZI, IRAZI, İRAZI, YAAZI
BAZI, KAZI, MAZI, PAZI, RAZI, TAZI, YAZI, CAZI
AZI
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
AŞAĞIGÖLYAZI
Samsun şehri, Lâdik ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KABAKBOĞAZI
Tokat ilinde, Gökdere nahiyesine bağlı bir bölge.
KURTLUSARIMAZI
Hatay ilinde, Kırıkhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DEĞİRMENBOĞAZI
Balıkesir ilinde, Darıca bucağına bağlı bir bölge. Sivas şehri, Celâlli bucağına bağlı bir bölge.
BAKIRBOĞAZI
Yozgat ili, Aydıncık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
MUSABEYLİBOĞAZI
Yozgat şehri, Musabeyli bucağına bağlı bir yer.
YUKARIPULLUYAZI
Hatay ili, Yayladağı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
İSTANBULBOĞAZI
Ordu şehri, Perşembe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIGÖLYAZI
Samsun şehrinde, Lâdik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KOÇARBOĞAZI
Denizli şehrinde, Kale ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SERÇEBOĞAZI
Erzurum kenti, Pasinler ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
MUHATBOĞAZI
Kütahya ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
TARSUSBEYAZI
Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm.
MARAŞBOĞAZI
Hatay kenti, Serinyol bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ILICABOĞAZI
Balıkesir şehrinde, Göbel bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde AZI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ACEMCE
Farsça. Bu dille yazılmış olan.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.