AKAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "akan" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. akan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu akan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

AKANTOSEFALOZİS, AKANTAMEBİYOZİS

13 harfli kelimeler

AKANTOSİTOZİS, AKANTOSEFALÖZ, AKANTOSEFALOZ, AKANTOSEFALAN, AKANTOKERATOZ

11 harfli kelimeler

AKANTOSEFAL, AKANTOMETRA, AKANTOLİZİS

10 harfli kelimeler

AKANYILDIZ

9 harfli kelimeler

AKANTOLİZ, AKANTOZİS, AKANTOTİK, AKANTOSİT, AKANTELLA

8 harfli kelimeler

AKANTOİD

7 harfli kelimeler

AKANTOM, AKANTOR, AKANTAŞ, AKANTOZ

6 harfli kelimeler

AKANTO, AKANAK, AKANSU, AKANER, AKANDA, AKANCA, AKANAY

5 harfli kelimeler

AKANA, AKANİ, AKANT

4 harfli kelimeler

AKAN

Bazı kelimelerin anlamları

AKAN

Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.

AKANTAMEBİYOZİS

Acanthamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon. Hastalıkta görülen en yaygın belirtiler granülomatoz amebik ensefalitis ve Acanthamoeba keratitisdir.

AKANTOSİT

Üzerinde düzensiz, sayısı 5-10 arasında değişen sitoplazmik çıkıntılar içeren, yıldız görünümlü, alyuvar. Köpeklerde, karaciğer hastalıkları, beslenme bozuklukları, hemanjiyosarkom ve abetalipoproteinemi gibi nedenlerle oluşur.

AKANTOSEFALAN

Başları dikenli solucanlar.

AKANTOTİK

Akantozisle ilgili, akantozise ait olan. Akantozis gösteren, akantozisle belirgin.

AKANYILDIZ

Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor. Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.

AKANTOLİZİS

Derinin dikensi tabakasındaki kerationositlerin birbirinden ayrılması. Epidermisin içinde yarıklar ve içi sıvı dolu keseciklerin oluşmasına neden olur.

AKANTOZİS

Epidermisin dikensi tabakasının hücrelerinin hacim veya sayıca artışı sonucu oluşan deri kalınlaşması, hiperakantozis.

AKANTOKERATOZ

Akantokeratodermi.

AKANTOSEFAL

Dikensi başlı kurtlar.

AKANTOMETRA

Kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının ışınlılar (Radiolaria) takımından, bazı türleri ışınsal uzanan eşit boyda iskelet iğnelerine sahip türleri olan bir cins. (Acanthometra), Kök-ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının ışınlılar (Radiolaria) takımından birgözeli cinsi. türü ışınsal uzanan eşit boyda iskelet iğnelerine sahiptir.

AKANTOLİZ

Epidermisteki keratinositler arasındaki hücreler arası bağlantının parçalanması ve genellikle veziküllerin oluşması, malpighi tabakası atrofisi.

AKANTOSİTOZİS

Kanda akantositlerin varlığı. Abetalipoproteinemi.

AKANTOSEFALOZ

Dikensi başlı kurt hastalığı.

AKANTOSEFALOZİS

Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin omurgalılarda neden olduğu bağırsak enfeksiyonu.

AKANTOSEFALÖZ

Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin neden olduğu veya başları dikenli solucanlar şubesindeki türlere ait.

  -   -   -  

Anlamında AKAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

AMBARCI

Ambara bakan görevli, ambar memuru.

ALEMCİ

Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

AYÇİÇEĞİ

Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günçiçeği, günebakan, gündöndü, günâşık (Helianthus annuus). Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

AĞMA

Ağmak işi. Akan yıldız.

BAKAN

Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.

ARDİYECİ

Ardiye işleten kimse. Ardiyeye bakan kimse.

BAKANLIK

Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.

BAŞVEKİL

Başbakan.

ANTREPOCU

Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.

BAŞDANIŞMAN

Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.

ASLANAĞZI

Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

BAŞBAKANLIK

Başbakan olma durumu, başvekâlet. Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet. Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet.

BAŞVEKİLLİK

Başbakanlık.

BAŞBAKAN

Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.