ABAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "abar" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. abar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu abar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde abar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ABARTILABİLMEK

13 harfli kelimeler

ABARTILABİLME

12 harfli kelimeler

ABARTISIZLIK, ABARTMASIZCA, ABARTABİLMEK, ABARTMACILIK

11 harfli kelimeler

ABARTABİLME, ABARTICILIK, ABARTISIZCA

10 harfli kelimeler

ABARTILMAK, ABARTMASIZ

9 harfli kelimeler

ABARTISIZ, ABARTMACI, ABARTMALI, ABARTILMA, ABARTILIŞ

8 harfli kelimeler

ABARTMAK, ABARTICI, ABARTILI

7 harfli kelimeler

ABARTIŞ, ABARTIK, ABARTMA, ABARMAK

6 harfli kelimeler

ABARUH, ABARUK, ABARUV, ABARTI, ABARİŞ, ABARİĞ, ABARIK, ABARIH

5 harfli kelimeler

ABARO, ABARİ, ABARU, ABARE, ABARA

4 harfli kelimeler

ABAR

Bazı kelimelerin anlamları

ABAR

Şaşma ve korku ünlemi.

ABARTISIZLIK

Abartısız olma durumu.

ABARTILABİLME

Abartılabilmek durumu.

ABARTMASIZCA

Abartmasız bir biçimde.

ABARTMACILIK

Abartıcılık.

ABARTABİLME

Abartabilmek durumu.

ABARTMASIZ

Abartısız.

ABARTILMA

Abartılmak işi.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

ABARTISIZCA

Abartısız bir biçimde.

ABARTILMAK

Abartma işine konu olmak.

ABARTMACI

Abartıcı.

ABARTMALI

Abartılı.

ABARTABİLMEK

Bir şeyi olduğundan daha abartılı bir biçimde anlatma eğiliminde olmak.

ABARTILABİLMEK

Abartılma olasılığı veya olanağı bulunmak.

ABARTICILIK

Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.

  -   -   -  

Anlamında ABAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ABAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABARTICI

Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.

BÖRTMEK

Az pişirmek, haşlamak. Kabarmak, şişmek.

ABARTMA

Abartmak işi.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

BOMBELİ

Şişkinliği, kabarıklığı olan.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

BOMBE

Şişkinlik, kabarıklık.

BÖBÜRLENMEK

Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.

BERJER

Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

BİNDALLI

Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü.

BÜYÜLTMEK

Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek. Abartmak. Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.

BÜYÜTMEK

Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.

ABARTIŞ

Abartma durumu.

ARTİST

Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

ÇAPALAMAK

Çapa ile toprağı kabartmak.

ÇALIM

Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.