Kelimeler arşivi içinde; başında "abar" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. abar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu abar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde abar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ABARTILABİLMEK
ABARTILABİLME
ABARTISIZLIK, ABARTMASIZCA, ABARTABİLMEK, ABARTMACILIK
ABARTABİLME, ABARTICILIK, ABARTISIZCA
ABARTILMAK, ABARTMASIZ
ABARTISIZ, ABARTMACI, ABARTMALI, ABARTILMA, ABARTILIŞ
ABARTMAK, ABARTICI, ABARTILI
ABARTIŞ, ABARTIK, ABARTMA, ABARMAK
ABARUH, ABARUK, ABARUV, ABARTI, ABARİŞ, ABARİĞ, ABARIK, ABARIH
ABAR
Şaşma ve korku ünlemi.
ABARTISIZLIK
Abartısız olma durumu.
ABARTILABİLME
Abartılabilmek durumu.
ABARTMASIZCA
Abartmasız bir biçimde.
ABARTMACILIK
Abartıcılık.
ABARTABİLME
Abartabilmek durumu.
ABARTMASIZ
Abartısız.
ABARTILMA
Abartılmak işi.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ABARTISIZCA
Abartısız bir biçimde.
ABARTILMAK
Abartma işine konu olmak.
ABARTMACI
Abartıcı.
ABARTMALI
Abartılı.
ABARTABİLMEK
Bir şeyi olduğundan daha abartılı bir biçimde anlatma eğiliminde olmak.
ABARTILABİLMEK
Abartılma olasılığı veya olanağı bulunmak.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ABAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
BÖRTMEK
Az pişirmek, haşlamak. Kabarmak, şişmek.
ABARTMA
Abartmak işi.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BOMBELİ
Şişkinliği, kabarıklığı olan.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
BOMBE
Şişkinlik, kabarıklık.
BÖBÜRLENMEK
Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.
BERJER
Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
BİNDALLI
Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü.
BÜYÜLTMEK
Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek. Abartmak. Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.
BÜYÜTMEK
Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.
ABARTIŞ
Abartma durumu.
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
ÇAPALAMAK
Çapa ile toprağı kabartmak.
ÇALIM
Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.