Sonu ŞIDIK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şıdık" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şıdık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında şıdık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şıdık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ŞIDIK

Diz kapağı. Kötü, zarar verici (kişi).

  -   -   -  

Anlamında ŞIDIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞIDIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GANDİRİF

Okuz arabasını, sabanı hayvanların boyunlarında taşıdıkları ağaca bağlayan ağaçtan halka. Çifti boyunduruğa bağlayan ağaç parçası. Kara sabanı kayış yardımı ile boyunduruğa bağlayan odun halka. (İspir Erzurum).

IRGAÇ

Dokumalarda çözgü üzerine enine atılan ip, argaç. Sakaların su taşıdıkları omuzluk.

SOVAÇ

Sucuların, iki ucuna kova ya da teneke takarak su taşıdıkları ağaç.

TEREZİ

Terazi. Kente su dağıtılan yer. Terazi burcu. Arabalarda yan kayışların bağlandığı ağaç. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Kahvecilerin çay, kahve taşıdıkları tepsi. (Gönenköy Isparta).

TEBER

Balta. Meşin kesmek için kullanılan araç. Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta.

LANGO

Hamalların yük taşıdıkları ip.

YANNIK

Deri ya da tahtadan yapılmış yayık. Keçi, koyun postundan yapılmış, çiftçilerin yoğurt ya da ayran taşıdıkları çanta. Günlük yoğurdu saklamak, suyunu süzdürmek için kullanılan, işlenmiş koyun, keçi derisinden yapılmış tulum. Sedirlerin üstüne konulan ot minder. Sedir. Yanık. Deri yayık. Küçük ayran tulumu. Deriden yapılan yayık. Ağaç yayık. (Maraş). Keçi ya da koyun derisinden yapılan yayık. (Dişkaya Eşme Uşak; Kötüören Pınarbaşı Kayseri, Kemalpaşa İzmir).

KINPIÇAĞI

Efelerin yanlarında ya da kuşaklarında taşıdıkları kın içindeki sivri uçlu, küçük bıçak.

VAĞAN

Çobanların, sulu yiyeceklerini taşıdıkları tahta kap.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

DOLAMALI

Enderun koğuşlarından büyük ve küçük oda'lar içoğlanlarına, taşıdıkları giysiye göre verilen ad.

KIRBA

Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Çok su içen kimse.

ELDENLİK

Salepçilerin üzerine bardak koyup ellerinde taşıdıkları teneke hardaldık.

LIĞLAŞMA

Akarsuların taşıdıkları çakıllarla karışık kum ve kil gibi özdekleri koyakların tabanlarına, kıyı ve dağ eteği ovalarına, sığ deniz ve göl çukurlarına yığmaları olayı. Lığ tortullarının toplanması.

SAPKINTAŞLAR

Daha çok örtü buzullarının taşıdıkları ve çok uzaklara değin götürüp, geri çekilişleri sırasında bıraktıkları irili, ufaklı kaya parçalarına verilen ad.

AĞIRLIKLARINA

Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme.

AGAMUM

Arıların kovanlardaki aralıkları tıkamak için dışarıdan taşıdıkları maddeler.

SANDIK

İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

DİŞ

Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.

SÜPÇÜK

Köşe (köylülerin sırtta taşıdıkları azık çantası için).