Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şilte" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şilte ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şilte olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şilte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ŞİLTE
ŞİLTE
Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİLTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DULAR
Çocuk beşiğine konulan şilte, yatak.
DÖŞŞEK
Döğülmek için harman yerine serilen ekin sapları. Az miktarda yağan ilk kar. Yatak, şilte, minder. Yarısı savrulmuş buğday tınazı. Meyilli arazilerin dip tarafındaki ince uzun düzlükler. Döşek. Döşek, yatak.
ÇUBUKLAMAK
Halı, kilim vb. örtülerin tozunu temizlemek veya şilte, pamuk gibi şeyleri kabartıp düzeltmek için üzerlerine değnekle vurmak.
DÜŞEK
Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.
YATAK
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.
SIRIMAK
Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı dikmek. Sağlam ve sıkıca dikmek.
GADAMA
Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra. Sırma işlemeli gelinlik. Yapılan suçu bir başkasının üstüne atma. Engel. Şiltenin yünlerinin bir tarafa toplanmaması için alttan üste dikme.
KÖPÜLEMEK
Şilte, yastık, yorgan vb.ni kalın ve aralıklı, sıkıca dikmek.
DILAR
Çocuk beşiğine konulan şilte, yatak.
KÖKLEMEK
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek. Sazı kurmak. Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak.
YORGANCI
Yorgan, yastık, şilte vb. şeyler diken veya satan kimse.
DİRİL
Diriksel. Şilte yüzü veya gömlek yapmaya yarar pamuklu bir kumaş.
KEREVET
Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir.
SOMYA
Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan yaylı kerevet.
DOŞŞEK
Yatak, şilte, minder.
SIRITMAK
Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek, sırtarmak. Göze batmak. Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak. Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı diktirmek.
GÖBÜMEK
Yorgan ve şilte gibi şeyleri seyrek ve büyükçe dikmek, sırımak.
MİNDER
İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.
ÇİLTE
Şemsiye teli. Çuval. Semerlerin iki tarafına yük bağlamak için takılan urgan. Urgandan ince, çarık bağından kalın ip. Abadan yapılmış geniş şalvar. Yemenilerin yüz kenarını dikerken kullanılan bir tarafı çatal ağaç. Semere yük vurmak için kullanılan ucu çatallı sopa. Mısır kuruduktan sonra koçanlarından tanelerini ayırmak için kullanılan sopa. Seyrek dokunmuş ince, beyaz astarlık bez. Şilte, minder. Şilte. Semer ipi. (Kamanlar, Çağa Güdül Ankara). Sap urganı. (Üreyil Kütahya). Minder. (Tavşanlı Kütahya; Öveçler Kırkağaç Manisa). Çapıtlardan yapılan yol sergisi. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
ÇİRİK
Kilim yerine kullanılan keçe. Çarıkların içine konan keçe. Semerin altına konan keçe. Şiltelerin içine konan yün. Ağaçtan oyulmuş tekne, kayık. Yırtık: Çirik bir ayakkabısı var. Az akan bazen de hiç akmayan pınar.