Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şete" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şete ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şete olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şete olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ŞETE
Fide dikmek, tohum ekmek için çukur açmaya yarayan bir çeşit araç.
KURŞETE
Yemek konulan kap, tabak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞETE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TEOFİLİN
Bronş düz kaslarını gevşeterek etkisini oluşturan antiastmatik ve yangı giderici olarak kullanılan metilksantin türevi bir ilaç.
DÖŞETEBİLME
Döşetebilmek işi.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
KÜCÜ
Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Heybe dokumakta kullanılan, üzerine teller çakılmış tahta, basit dokuma aygıtı. İnce sicim kalınlığında, sağlam, bükülmüş pamuk ipliği. Şubat ayı. Halı dokuma aygıtında ipleri geren ve gevşeten, silindir biçiminde, uzun ağaç. Bez dokuma aygıtında tarağın arkasında bulunarak iplik katlarının açılıp kapanmasını düzenleyen, özel biçimde bükülmüş ipler. Dokuma aygıtında uzunluğuna giden iplerin iki ucunu birleştiren yuvarlak, tahta çubuklar. Dokuma tezgahlarında dik inen ipliklerin arasını açıp kapamaya yarayan demirden yapılma uzun dişli tarak. Dokuma tezgahlarında örgü iplerini birbirinden ayıran yuvarlak ağaç. Dokuma tezgahlarında çözgü ipliklerinin bir kısmını aşağıda tutmaya yarayan tellerden her biri. Kimi dokuma tezgahlarında diren adı verilen ipliklerin arasından geçirildiği iki yan deynek ile bunları birbirlerine bağlayan ara ipliklerden oluşan düzen. Bazı dokuma tezgahlarında ağaç kücü yerine kullanılan keten lifinden yapılma sicim.
SÖKMEK
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak ya da gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak. Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek. Geçmek, etki yapmak. Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak. Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek. Okuyabilme becerisini kazanmak. Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak. Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak. Karışık bir yazıyı okumak. Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak. Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.
DEHŞETLENMEK
Dehşete kapılmak.
GEVŞETEBİLME
Gevşetebilmek işi.
HELİKAZ
Sarmal yapıdaki moleküllerde sarmalları açan, gevşeten enzim.
KORKMAK
Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak. Yapamamak, cesaret edememek. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak. Kaygı duymak, endişe etmek.
AVŞAK
Ardıç çalısı gibi bir dağ çalısı. İlkbaharda çiğdemle birlikte açan, kokusuz, menekşeye benzer bir çiçek. Somun, civata, çivi gibi şeyleri sıkıştıran, gevşeten, düzelten bir çeşit anahtar. Ağırşak. Ahşap.
KORKUNÇ
Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş. Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren. Çok aşırı, pek çok, güçlü, şiddetli.
MİNOKSİDİL
Hücre zarı potasyum kanallarını açıp hücre içine potasyum iyonu girişini artırarak arteryollerin düz kaslarını gevşeten fakat venüller üzerinde genişletici etki yapmayan ilaç.