ŞATA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şata" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. şata ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şata ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şata olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ŞATAFATSIZLIK

11 harfli kelimeler

ŞATAVLANMAK

10 harfli kelimeler

ŞATAFATSIZ, ŞATAVLAMAK, ŞATAFÇILIK, ŞATAFLAMAK

9 harfli kelimeler

ŞATAFATÇI, ŞATAFATLI, ŞATARATLI

8 harfli kelimeler

ŞATAFALI

7 harfli kelimeler

ŞATAFÇI, ŞATAVLU, ŞATAFLI, ŞATAFAT

6 harfli kelimeler

ŞATALA

5 harfli kelimeler

ŞATAF

4 harfli kelimeler

ŞATA

Bazı kelimelerin anlamları

ŞATA

Yastık. Başörtüsü.

ŞATAFÇI

1.Yüze gülücü. 2.Göz boyayan.

ŞATAFATÇI

Dalkavuk, yüze gülen.

ŞATAFATLI

Görkemli.

ŞATAFATSIZ

Görkemsiz.

ŞATAFLI

1.Neşeli, eğlenceli, gürültülü. 2.İştahlı. 3.Huysuz, yaygaracı, tezcanlı. 1.Gösterişli, süslü. 2.Albenili, çekici. Gösterişli.

ŞATAFALI

Neşeli, eğlenceli, gürültülü.

ŞATAVLAMAK

Suyuna gitmek, pohpohlayıp gönlünü almak.

ŞATAFÇILIK

1.Aygır dişiye aşarken elle yardım etme. 2.Dalkavukluk.

ŞATAVLANMAK

Sevinmek, keyiflenmek.

ŞATAFATSIZLIK

Şatafatsız olma durumu.

ŞATARATLI

Gösterişli, süslü.

ŞATAFLAMAK

Sıkıştırmak. Ürkek ürkek çevreyi gözetlemek. Süslemek. Kışkırtmak, ayartmaya çalışmak. Avutmak, yüze gülmek.

ŞATAVLU

Gösterişli, süslü.

ŞATALA

Alık.

ŞATAFAT

Görkem.

  -   -   -  

Anlamında ŞATA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞATA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABRAZONLU

Gösterişli, şatafatlı, oynak: Fatma çok abrazonludur.

PARNASÇILAR

1866 yılına doğru Fransa'da Parnasse Contemporain adlı bir dergide eserlerini yayımlıyan şairlere verilen ad. Bunlar şiiri kof şatafatlardan, duygu itiraflarının aşırılığından, tatsız yeniliklerden kurtarma işini üzerlerine almışlar, sanat için sanat yapmağa çalışarak çoğu teknik bir olgunluğa erişmişlerdir. (PARNASÇILIK, Parnassianisme).

CAFCAF

Gösteriş, şatafat. Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden, şirret.

KUŞATABİLME

Kuşatabilmek işi.

HAVAYUVARI

Yeryuvarını kuşatan çeşitli gaz ve katmanlardan oluşan örtü.

BOŞATABİLME

Boşatabilmek işi.

ÖLLÜTMEK

Islatmak : Berber saçımı öllüttü. Yumuşatarak işlenecek duruma getirmek : Bu ateş bu demiri öllütmez.

EDİKLEMEK

Sağılan bir hayvanı ikinci kez sağmak. İnek sağılacağı zaman ya da biraz sağıldıktan sonra yavrularına emzirilmek. Hayvan yavrusu annesini emerken memeye tos vurarak emmek. Sağılacak hayvanın memelerini yumuşatacak şekilde elle oğuşturmak.

DATA

Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.

GOLFSTRİM

Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı.

LÜKS

Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat. Aydınlatma ölçü birimi. Aşırı, fazla. Hava basınçlı bir tür petrol lambası, lüks lambası. Gösterişli, şatafatlı. Gereksinim dışı olan.

SANATSEVER

Sanatı tutan, sanatı koruyan ve yaşatan (kimse).

ÇEPEÇEVRE

Bütün yanlarını kuşatan. Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı.

GÖRKEMLİ

Büyüklüğü, görünüşü ve güzelliğiyle görenleri etkileyen, gösterişli, debdebeli, haşmetli, ihtişamlı, muhteşem, şaşaalı, şatafatlı, tantanalı, anıtsal. İri yapılı, iyice serpilmiş.

MUHASIR

Kuşatan, saran.

EPİNERYUM

Omuriliğe bağlı spiral sinirlerden periferik sinirin tümünü kuşatan en dıştaki bağ dokusu.

CAFCAFLI

Gösterişli, fazla şık, şatafatlı. Karışık, gürültülü patırtılı, tehlikeli.

MUTANTAN

Görkemli, şatafatlı.

GÖRKEM

Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, gösteriş, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa. Büyüklük.

HAVA

Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.