Kelimeler arşivi içinde; başında "şark" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. şark ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şark ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şark olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
ŞARKILAŞTIRILMAK
ŞARKILAŞTIRILMA
ŞARKILAŞTIRMAK, ŞARKICIÇEKİRGE
ŞARKİYATÇILIK, ŞARKİKARAAĞAÇ, ŞARKILAŞTIRMA
ŞARKLILAŞMAK
ŞARKLILAŞMA
ŞARKADALIK, ŞARKİYATÇI, ŞARKICILIK
ŞARKÜTERİ, ŞARKLILIK, ŞARKÇILIK
ŞARKIMSI, ŞARKIŞLA, ŞARKİYAT, ŞARKADAN, ŞARKKARİ, ŞARKADAK
ŞARKICI, ŞARKATA, ŞARKADA
ŞARKÖY, ŞARKÇI, ŞARKLI
ŞARK
Doğu. Doğu.
ŞARKİYATÇILIK
Doğu bilimleriyle uğraşma.
ŞARKİKARAAĞAÇ
Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
ŞARKLILAŞMA
Doğululaşma.
ŞARKICIÇEKİRGE
Sürülerle dolaşıp, sırasında ekinlere büyük zarar veren, ayrıca yaprak ve sürgünleri de kemirebilen, yeşilimsi yayla çekirgesi.
ŞARKADALIK
Haylazlık, yaramazlık.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
(Prunellidae),iyi bilinen türleridir.
ŞARKILAŞTIRMAK
Şarkı durumuna getirmek.
ŞARKILAŞTIRMA
Şarkılaştırmak durumu.
ŞARKÜTERİ
Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü.
ŞARKICILIK
Şarkıcının işi veya mesleği.
ŞARKLILAŞMAK
Doğululaşmak.
ŞARKİYATÇI
Doğu bilimci.
ŞARKLILIK
Doğululuk.
ŞARKILAŞTIRILMAK
Şarkılaştırma işi yapılmak.
ŞARKILAŞTIRILMA
Şarkılaştırılmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞARK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FANTEZİ
Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.
ÇAĞIRMAK
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.
MAKAM
Mevki, kat, yer. Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.
BARKAROL
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.
MEYAN
Meyan kökü. Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm. Ara, orta.
FASIL
Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.
DÜET
İki ses ya da iki müzik. İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı.
MUGANNİ
Şarkıcı.
DOĞU
Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı. Bu yönde olan, Şarki. Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü. Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön. Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
KANTO
Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genel olarak kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri. Bu gösteri sırasında söylenen şarkı.
HANENDE
Şarkıcı.
MELODRAM
Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog. Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü. Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü. Acıklı, dokunaklı.
DİTİRAMP
Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. Lirik şiir.
MIRILDANMAK
Alçak sesle kendi kendine bir şeyler söylemek. Ancak yanındakinin duyabileceği bir biçimde konuşmak. Alçak sesle şarkı söylemek.
GÖSTERİ
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
GEYŞA
Dansçı ve şarkıcı Japon kadını. Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını.
BÖLÜNME
Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.
BALAT
Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.
LİET
Şarkı.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.