Sonu ŞAMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şamak" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında şamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

YUMUŞAMAK

8 harfli kelimeler

KURŞAMAK, GAVŞAMAK, KAGŞAMAK, KAKŞAMAK, KAVŞAMAK, KIVŞAMAK, KOĞŞAMAK, KOHŞAMAK, KOVŞAMAK, KAĞŞAMAK, TAVŞAMAK, YAĞŞAMAK, YAMŞAMAK, YAŞŞAMAK, YAVŞAMAK, YOKŞAMAK, ÇAHŞAMAK, BÜRŞAMAK, YANŞAMAK, CAĞŞAMAK, ÇAĞŞAMAK, ÇIĞŞAMAK, ÇIKŞAMAK, KAYŞAMAK, GAĞŞAMAK, GANŞAMAK

7 harfli kelimeler

YOŞAMAK, OKŞAMAK, BOŞAMAK, YAŞAMAK, GAŞAMAK, BÖŞAMAK, UKŞAMAK, ONŞAMAK, OHŞAMAK, MUŞAMAK, MOŞAMAK, KUŞAMAK, KOŞAMAK, DOŞAMAK, DUŞAMAK, IĞŞAMAK

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAMAK

Büyümemiş kavun, karpuz. Kokulu küçük kavun. Saçsız, dazlak. 1.Sazlık yerlerdeki su birikintisi. 2.Su kıyılarında, bataklıklarda top top büyüyen, yuvarlak gövdeli saz.

KAGŞAMAK

Eskimek, yıkılmağa yüz tutmak (yapı için).

KAĞŞAMAK

Eskimek, dağılmaya yüz tutmak. İhtiyarlamak. Zayıflamak, gevşemek, güçsüzleşmek. Herhangi bir şey ek yerlerinden ayrılmak, oynamak.

KOVŞAMAK

Duvarın sıvası ayrılıp düşecek duruma gelmek.

KOHŞAMAK

Metanetini kaybetmek, bozulmak.

KAKŞAMAK

Eskimek, yıkılmağa yüz tutmak (yapı için). Bir şeyin asıl biçimi bozulmak : Ağacın köklerini kestiler, bir kere kakşadı, daha iyi büyümez.

YAĞŞAMAK

Gevezelik etmek.

KIVŞAMAK

Hızlı yürümek.

KOĞŞAMAK

Eskimek, yıkılmağa yüz tutmak (yapı için).

YAŞŞAMAK

Yaşamak.

TAVŞAMAK

Gevşemek.

GAVŞAMAK

Gevşemek, yıkılmaya yüz tutmak: Zelzeleden bütün duvarlar gavşadı. Ağaç çürümek.

YAMŞAMAK

Sözü yineleyerek alay etmek.

KURŞAMAK

Aldatmak, kandırmak.

YUMUŞAMAK

Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek. Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek.

KAVŞAMAK

Eskimek, yıkılmağa yüz tutmak (yapı için). Tutmak, sıkmak.

  -   -   -  

Anlamında ŞAMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BESİN

Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.

GEÇİNMEK

Yaşamak için gerekeni sağlamak. Taslamak. Uzlaşmak, anlaşmak. Ölmek. Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak.

BAŞKONAKÇI

Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.

DURMAK

Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

BOŞAMA

Boşamak işi.

DİRİ

Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı. Gereği kadar pişmemiş. Solmamış, pörsümemiş. Güçlü, zinde.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

HIFZISSIHHA

Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli önlemlerin bütünü. Sağlık bilgisi, hijyen.

EPRİMEK

Bozulmak, ekşiyip çürümek. Yemiş dura dura olgunlaşmak, yumuşamak. Erimek.

BILKIMAK

Bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek.

GEVŞEMEK

Sertlik ve gerginliği bozulmak. Çözülmek. Yumuşamak, yatışmak, sakinleşmek. Sevmek, hoşlanmak. Para piyasasında değer yitirmek.

ÇÖZÜLMEK

Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.

GELMEK

Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

DAMAKSILLAŞMAK

Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana yine, alma elma gibi.

GÖMMEK

Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek. Birinin cenaze törenine katılmak. Bir cenazeyi kaldırmak. Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek, defnetmek. Bir nesnenin içine yerleştirmek, batırmak. Birinden daha çok yaşamak.

GÖÇEBELİK

Göçebe olma durumu, göçerlik. Bir toplumsal birliğin, yaşamak için gerekli kaynakları elde edebilmek üzere düzenli aralıklarla yer değiştirme geleneğinde veya alışkanlığında olması.