Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ışıklık" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ışıklık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ışıklık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ışıklık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ARDIŞIKLIK, GARIŞIKLIK, DANIŞIKLIK, ÇATIŞIKLIK, ÇAKIŞIKLIK, YIVIŞIKLIK, YILIŞIKLIK, YAPIŞIKLIK, TIKIŞIKLIK, TANIŞIKLIK, SIKIŞIKLIK, KIRIŞIKLIK, KATIŞIKLIK, KARIŞIKLIK, BARIŞIKLIK, BAĞIŞIKLIK, AYRIŞIKLIK
ACIŞIKLIK, ALIŞIKLIK
IŞIKLIK
IŞIKLIK
Eşik. Pencere. Üzerine lamba konan masa. Aydınlanmaya yarayan kuru çam parçası. Lamba. Lambaların ışığını dağıtmaya, süzmeye ya da değiştirmeye yarayan ve lambaların takılması, korunması ve elektrik bağlantılarının yapılması için gerekli bütün parçaları olan aygıt. Bir yapının yeterli ölçüde ışık alabilmesini sağlamak için, çatısına açılan ve camla kaplanmış olan baca türü çıkıntı.
KARIŞIKLIK
Karışık olma durumu, teşevvüş.
ÇATIŞIKLIK
Çatışık olma durumu.
GARIŞIKLIK
Karışıklık, bozgunluk.
ARDIŞIKLIK
Ardışık olma durumu.
TANIŞIKLIK
Birbiriyle tanışmış bulunma, birbirini tanımış olma durumu.
SIKIŞIKLIK
Sıkışık olma durumu.
ÇAKIŞIKLIK
Eş erke düzeyinde birkaç nicem durusu bulunması olayı.
YIVIŞIKLIK
Yıvışık olma durumu.
YILIŞIKLIK
Yılışık olma durumu.
TIKIŞIKLIK
Tıkışık olma durumu. Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, izdiham.
KIRIŞIKLIK
Kırışık olma durumu. Kırışmış olan yer, kırışık. Kırışık olan yüzeyin durumu.
DANIŞIKLIK
Danışıklı olma durumu, muvazaa.
YAPIŞIKLIK
Yapışık olma durumu.
KATIŞIKLIK
Katışık olma durumu.
BARIŞIKLIK
Barışık olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde IŞIKLIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HUSUSİYET
Özellik. İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık.
İMMÜNOLOJİ
Bağışıklık bilimi.
ANTİKOR
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini.
İNTİZAMSIZLIK
Düzensiz olma durumu, düzensizlik, karışıklık.
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
FESAT
Bozukluk. Karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk. Karıştırıcı, ara bozucu (kimse). Hile. Herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan (kimse).
HAT
Çizgi. Yazı. Yüzü biçimlendiren çizgi ya da kırışıklık. Savunma veya saldırma amacıyla bir araya getirilmiş asker dizisi. Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi. Biçim. Kanal. Sınır. Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü, yol, geçek.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
FİTNE
Karışıklık, kargaşa. Fitneci, ara bozucu.
İFSAT
Düzeni bozma, karışıklık çıkarma. Kargaşalık.
ARSIZLIK
Arsız olanın durumu veya arsıza yakışacak davranış, yılışıklık, sırnaşıklık.
İHTİLAL
Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılmış olan geniş halk hareketi, devrim. Kargaşalık, düzensizlik, karışıklık. Köklü değişim.
CANGIL
Cengel. Karışıklık, kargaşa.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
HARAZA
Kavga, gürültü, karışıklık. Öfke, sinir. Sığırın öd kesesinden çıkan taş.
AŞİNALIK
Birbirini bilme, tanıma, tanışıklık.
İMMÜNOLOJİK
Bağışıklık bilimsel.
FIRTINA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.