Sonu IĞMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ığmak" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ığmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ığmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ığmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

YALANSIĞMAK

6 harfli kelimeler

SIĞMAK, YIĞMAK, ÇIĞMAK, TIĞMAK

5 harfli kelimeler

IĞMAK

Bazı kelimelerin anlamları

IĞMAK

Bir yerden kayarak inmek.

SIĞMAK

Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek. Uygun olmak.

YIĞMAK

Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak. Biriktirmek. Toplamak, bir araya getirmek.

TIĞMAK

Sıçrayıp aşağı düşmek. 3.Yokuş aşağı kaymak. Irmak suyu kabarmak, taşmak. Gizliden gitmek, kaçmak. Kaçıp gitmek.

ÇIĞMAK

Fırlamak, ansızın koşmak. Testi dışına su vermek. Terlemek, nemlenmek.

YALANSIĞMAK

Yalan söylemek. Yalan yakışmak: Yalansığmayacak bir yerde yalan söyleme.

  -   -   -  

Anlamında IĞMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IĞMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SIKIŞMAK

Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak. İki şey arasında kalmak. Yerinden oynamamak. Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak. Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak. Zor bir durumda kalmak. Tuvalet ihtiyacı gelmek.

BİNGEMEK

Birbiri üstüne koymak, yığmak.

BÜNGEMEK

Birbiri üstüne koymak, yığmak.

YIĞMA

Yığmak işi.

STOKLAMAK

İhtiyacın üstünde bir malı aşırı miktarda yığmak.

SİLOLAMAK

Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak.

SIĞMA

Sığmak işi.

ÇONŞURMAK

Herhangi bir şeyin parçalarını üst üste yığmak.

BİRİKTİRMEK

Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

DAŞLAMAK

Tarladaki taşları temizlemek. Akarsu taş yığmak. Hayvanın ayağı taşa çarpmak: Ali'lerin atı daşlamışta düşmüş. Taşlamak. Taş atmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ÇURGALAMAĞ

Toplamak, yığmak.

GİRMEK

Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.

SIĞIŞMAK

Ancak sığmak, güçlükle sığmak.

İSTİFLEMEK

Düzgün bir biçimde üst üste yığmak. Stok etmek.

KÜMELEMEK

Küme durumuna getirmek, yığmak, biriktirmek.

LIĞLAMAK

Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

DORULAMAK

Yığmak: Harmanı doruladım.

DABANCA

Tabanca. Etrafı hasırla örtülü cam fıçı. Çinicilikte fırındaki, malları düz ünce ve üstüste yığmak için kullanılan destek. Tabanca (silah).