Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ıslak" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ıslak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ıslak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ıslak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CIMCISLAK, FIRKISLAK
TANISLAK
IPISLAK
FISLAK, PISLAK, TISLAK
ISLAK
ISLAK
Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan. Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış.
FISLAK
Fıstık tatlısı.
IPISLAK
Çok ıslak, her yanı ıslak.
FIRKISLAK
Sırılsıklam.
TANISLAK
Dazlak.
TISLAK
Kısmi gırtlak felci.
CIMCISLAK
Çırılçıplak.
PISLAK
Bir çeşit peynir. mantara benzer bir çeşit bitki.
Bu bölümde tanımı içerisinde ISLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAYMAK
Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.
KURULAMAK
Bir şeyin üzerindeki ıslaklığı gidermek.
KURUMAK
Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek. Çok susamak. Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak. Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek. Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak. Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek.
KIZIŞMAK
Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak. Hızlanmak, hareketlenmek. Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak. Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek. Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak.
ISLANMAK
Islak duruma gelmek.
KAYGAN
Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan, zıypak.
SIRILSIKLAM
Büsbütün ıslak, çok ıslak, sırsıklam.
NEMLİ
Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı. Yaşlı (göz).
KURUTMAK
Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek. Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Uğursuzluk getirmek, yok etmek. Cılız duruma getirmek, zayıflatmak. Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek.
MERMERCİ
Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse.
ISLATMAK
Islak duruma getirmek. Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak. Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak.
BORDÜR
Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.
SIRSIKLAM
Büsbütün ıslak, çok ıslak, sırılsıklam.
ISLAKLIK
Islak olma durumu.
SİLMEK
Bir şeyin ıslaklığını gidererek kuru duruma getirmek. Tahta malzemeyi makineyle düzgün ve pürüzsüz hâle getirmek. Bir yazı, çizgi vb.ni kazıyarak veya sürterek yok etmek. Üstünlük göstererek o alanda üstün olanları ikinci plana atmak. Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak. İlişkisini koparmak, yok saymak. Üzerini çizerek atmak, yok etmek. Ortadan kaldırmak, yok etmek veya gidermek.
TAKUNYA
Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi, nalın.
ISLATILMAK
Islatma işi yapılmak, ıslak duruma getirilmek.
NEM
Havada bulunan su buharı. Hafif ıslaklık, rutubet.
MESH
Bir şeyi elle sıvazlama. Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme.
MİZANPLİ
Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılmış olan tarama biçimi.