Kelimeler arşivi içinde; başında "ırak" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. ırak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ırak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ırak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
IRAKLAŞTIRMAK
IRAKİLETİŞİM
IRAKSINMAK, IRAKSANMAK, IRAKLAŞMAK, IRAKLANMAK
IRAKLAŞMA, IRAKGÖRÜR, IRAKSAMAK, IRAKSIMAK, IRAKSINMA
IRAKLAMA, IRAKSAMA
IRAKICI, IRAKÇIN, IRAKLIK, IRAKSAK, IRAKSAY
IRAKLI, IRAKÇA
IRAKI
IRAK
IRAK
Uzak. Ortadoğu'da bulunan ve Türkiye'nin komşusu olan bir ülke. Klasik Türk müziğinde, aynı adla anılan ve kalın fa diyez notasını andıran perdedeki makamlardan biri.
IRAKLAŞMAK
Uzaklaşmak. Uzaklaşmak, uzamak, ara açılmak.
IRAKSINMA
Iraksınmak durumu.
IRAKSIMAK
Uzak sanmak.
IRAKSAMAK
Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak, istibat etmek.
IRAKİLETİŞİM
Çok uzak noktalar arasında elektromıknatısa dayanılarak telli ya da telsiz olarak sağlanan iletişim. (Telgraf, telefon, radyo, televizyon, teleks gibi aygıtlarla resim, ses, im gönderme bu iletişim alanına girer).
IRAKLAŞTIRMAK
Uzaklaştırmak.
IRAKSAMA
Iraksamak işi, istibat. Iraksak olma durumu.
IRAKGÖRÜR
Teleskop.
IRAKSANMAK
Uzak sanmak.
IRAKLANMAK
Uzak olmak, ayrılmak, uzaklaşmak.
IRAKLAMA
(Söz sanatı terimi) Söz arasında asıl konudan uzaklaşma ve böylece söylenen söz.
IRAKSINMAK
Uzak bulmak.
IRAKICI
Çok içki içen, ayyaş, başıboş.
IRAKLAŞMA
Iraklaşmak işi.
IRAKÇIN
Şapka altına giyilen, kenarı oyalı takke.
Bu bölümde tanımı içerisinde IRAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİMON
Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb).
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
ARTIKLAMAK
Yemekte artık bırakmak.
APIŞTIRMAK
Hayvanı çok yorarak yürüyecek güç bırakmamak. Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalmasını sağlamak.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ACIRAK
Az acı, acımtırak.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
APAÇIKLIK
Apaçık olma durumu. Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.