Sonu ILIMLI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ılımlı" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ılımlı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ılımlı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ılımlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ILIMLI

Düşünce, iş vb.nde aşırıya kaçmayan, ölçülü, mutedil, itidalli. Siyasette aşırı görüşler arasında ortalama bir görüşü savunan.

CILIMLI

Arık, cılız.

  -   -   -  

Anlamında ILIMLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ILIMLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖLÇÜLÜ

Ölçüsü alınmış, ölçülmüş. Dikkatli, düşünerek. Ilımlı. Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düzyazı), vezinli, mevzun. Belirli bir ölçüde olan. Dar.

TAMÖZDEŞİM

Bir katılımlı gözlemde gözlemcinin duruma ya da olaya, onu yaşayan bireylerden ayrılmayacak biçimde katılması ya da bir topluluk üyelerinin yaşamını paylaşması.

İTİDAL

Aşırı olmama durumu, ılımlılık, ölçülülük. Soğukkanlılık.

SOĞUKKANLI

Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan (kimse), serinkanlı, itidal sahibi.

KONFEDERASYON

Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip diğer alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu. Çeşitli ortaklıkların, daha çok sendikaların kümeleşmesi.

KARAKOYUN

Uysal, ılımlı esmer kimse. Iğdır şehrinde, Tuzluca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sinop ili, Dikmen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa ili, Siverek ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KSANTOFİL

Geniş yayılımlı sarı ya da kahverengi bir karotenoit pigment grubu; karotenlerin oksijenli türevleri. Lütein, neoksantin, kriptoksantin, violaksantin bu gruba girer. Sarı veya kahverengi bir karotenoit pigment grubu. Bitkilerde, plastidler tarafından sentezlenen, klorofille birlikte fotosentezde görevli, sarı renk maddesi.

AŞIRIANLATIM

Bir tutumun değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren anlatımlar içinde en aşırı olanı. bk. ılımlı sınar.

HAZ

Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk. Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku. Ezgi. Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma.

ILIMLILIK

Ilımlı olma durumu, mutedillik.

ÖRNEKLEMDEĞER

Örneklemedeki değerlerden bulunan bir değer. Ortalama, değişke ve benzerleri. kümesi X olasılıksal değişkeninden alınmış bir rasgele örneklem ise, Y = g işlevi. Bu işlev, bilinmeyen bir değiştirge içermez. bağımsız olasılıksal değişkenleri belli bir olasılıksal dağılımı olan X olasılıksal değişkeni ile aynı dağılımlı ise 'ye X'den bir rasgele örneklem adı verilir.

ORTA

Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

MUTEDİLLİK

Ilımlılık.

YATIŞTIRMAK

Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak. Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek. Yumuşatmak, razı etmek.

MUTEDİL

Ilımlı. Ilıman.

İTİDALLİ

Ilımlı.

DOĞRAK

Sakin ve ılımlı geldiği halde üşütücü olan (hava).

İMİCİK

Ölçülü, oranlı, ılımlı.

ÖLÇÜ

Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt.

ÜSTBİRLİK

Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip diğer alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu. Çeşitli ortaklıkların, daha çok sendikaların kümeleşmesi.