Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ılan" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ılan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ılan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ılan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANLAŞILAN, KARAYILAN, UYURYILAN, AKTARILAN, BEŞAÇILAN
ÇARPILAN, SUATILAN, PAFYILAN, ÇILÇILAN
KATILAN, SATILAN, SAYILAN
ATILAN, ASILAN, ABILAN
DILAN, FILAN, GILAN, KILAN, SILAN, YILAN
ILAN
ILAN
Yılan.
UYURYILAN
Sinsi.
ÇARPILAN
Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı, madrup.
ATILAN
Çavlan, şelâle. Çağlayan, şelale.
ABILAN
Ahlat büyüklüğünde, dalları dikenli bir çeşit ağaç ve meyvası.
KATILAN
Müdahil.
KARAYILAN
Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan (Coluber).
AKTARILAN
Tecimsel belgitlerin aktarımı yararına yapılan kişi.
ÇILÇILAN
Çağlayan, şelâle.
ANLAŞILAN
Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.
ASILAN
Dik ve yüksek bir yerde asılı gibi duran.
SATILAN
mebi'.
SUATILAN
Çağlayan.
BEŞAÇILAN
Bir erkek tarafından oynanan oyun.
PAFYILAN
Zehirsiz, kalın, hantal bir çeşit yılan.
SAYILAN
Vergi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ILAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇKILANMA
Açkılanmak işi.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ACILANMA
Acılanmak durumu.
ADAK
Adanılan şey, nezir.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ADAMCIK
Kendisine acınılan kimse. Yerilen, küçümsenen kimse.
ACEMBUSELİK
Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.
ACEMAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.