Sonu İÇERİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "içeri" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu içeri ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında içeri olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde içeri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

YENİÇERİ

7 harfli kelimeler

ALİÇERİ, EVİÇERİ

5 harfli kelimeler

İÇERİ

Bazı kelimelerin anlamları

İÇERİ

İç yan, iç bölüm, dışarı karşıtı. İç yüzeyde, iç bölümde olan. Hapishane. İç, iç yüzey. Gönül, yürek. İç yana, iç yana doğru.

EVİÇERİ

Evlik, ev yeri.

YENİÇERİ

Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı. Bu asker sınıfından olan er.

ALİÇERİ

Malatya ilinde, Akçadağ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında İÇERİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İÇERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

ANTİKATOT

Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

BRİZBİZ

Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.

BELİRLENİM

Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

BİNİŞ

Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.

BAŞESKİ

En kıdemli kimse. Yeniçeri bölüklerinde erlerin en kıdemlisi. Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı.

BALLI

İçerisinde bal bulunan. Şanslı.

AZI

Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

BÖLÜKBAŞI

Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli.

BOZDOĞAN

Bir doğan türü (Falco aesalon). Aydın iline bağlı ilçelerden biri. Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

BAŞÇAVUŞ

Astsubay başçavuş. Yeniçeri Ocağının çavuşu.

BİÇİMCİLİK

Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.

ANLAMLI

Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.

BARBEKÜ

Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.