Kelimeler arşivinde; içinde "içeri" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde içeri bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu içeri ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında içeri olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İÇERİKLEŞTİRME
YENİÇERİAĞASI, DOMANİÇERİKLİ
YENİÇERİOĞLU
İÇERİKÖLÇER, YENİÇERİLİK
İÇERİÇUMRA
İÇERİBÜKÜ, İÇERİKSİZ
İÇERİDEN, YENİÇERİ, İÇERİKLİ
ÇİÇERİK, EVİÇERİ, ALİÇERİ, İÇERİLİ, İÇERİSU
İÇERİM, İÇERİK
İÇERİ
İÇERİ
İç yan, iç bölüm, dışarı karşıtı. İç yüzeyde, iç bölümde olan. Hapishane. İç, iç yüzey. Gönül, yürek. İç yana, iç yana doğru.
ÇİÇERİK
Sabah kahvaltısı.
İÇERİÇUMRA
Konya ili, Çumra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YENİÇERİLİK
Yeniçeri olma durumu, yeniçeri askerliği. Yeniçeri asker kuruluşunun olduğu devir. Yeniçeri askerî kuruluşu.
YENİÇERİAĞASI
Yeniçeri ocağının en yüksek subayı ve komutanı.
DOMANİÇERİKLİ
Kütahya ili, Domaniç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
İÇERİKLİ
Herhangi bir niteliği, özelliği içeren, muhtevalı.
EVİÇERİ
Evlik, ev yeri.
İÇERİKÖLÇER
İyonlaştırıcı ışınım kaynağı içeren ve bir maddede bulunan element miktarını belirlemeye yarayan ölçüm aygıtı.
İÇERİBÜKÜ
Ordu ili, Çaybaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YENİÇERİOĞLU
Yeniçeri ocağı ileri gelenlerinin ocağa yazdırdıkları oğul ve yakınları.
ALİÇERİ
Malatya ilinde, Akçadağ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
İÇERİKSİZ
İçeriği olmayan.
İÇERİDEN
Bizden anlamında kullanılır: Bu çocuk içeriden.
İÇERİKLEŞTİRME
Başka bir kişinin ya da toplumun bilgi, inanç ve davranışlarını benimseyerek kendine mal etme.
YENİÇERİ
Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı. Bu asker sınıfından olan er.
Bu bölümde tanımı içerisinde İÇERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
CEBECİ
Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
BİÇİMCİLİK
Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.
ASES
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
BOZDOĞAN
Bir doğan türü (Falco aesalon). Aydın iline bağlı ilçelerden biri. Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BARBEKÜ
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.
BRİZBİZ
Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.
BİNİŞ
Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
BELİRLENİM
Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.
BÖLÜKBAŞI
Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli.
BAŞESKİ
En kıdemli kimse. Yeniçeri bölüklerinde erlerin en kıdemlisi. Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı.
BAŞÇAVUŞ
Astsubay başçavuş. Yeniçeri Ocağının çavuşu.
BALLI
İçerisinde bal bulunan. Şanslı.