Kelimeler arşivi içinde; başında "istif" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. istif ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu istif ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde istif olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İSTİFLEYEBİLMEK
İSTİFSARIHATIR, İSTİFLEYEBİLME
İSTİFLENMEK
İSTİFLEMEK, İSTİFLEYİŞ, İSTİFLENME, İSTİFLENİŞ, İSTİFÇİLİK, İSTİFANAME
İSTİFLEME
İSTİFHAM, İSTİFADE, İSTİFACI, İSTİFSAR
İSTİFÇİ, İSTİFAN, İSTİFRA
İSTİFA
İSTİF
İSTİF
Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın. Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılmış olan yığın.
İSTİFACI
Kendi yararını düşünen, çıkarcı.
İSTİFLENİŞ
İstiflenme işi.
İSTİFÇİLİK
İstifçinin yaptığı iş. İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma, stokçuluk.
İSTİFLENME
İstiflenmek işi.
İSTİFLEYEBİLMEK
İstifleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İSTİFSAR
Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma.
İSTİFANAME
Bir görevden kendi isteğiyle ayrıldığını belirten dilekçe, istifa.
İSTİFHAM
Soru.
İSTİFLEMEK
Düzgün bir biçimde üst üste yığmak. Stok etmek.
İSTİFADE
Yararlanma.
İSTİFLEME
İstiflemek işi.
İSTİFLEYİŞ
İstifleme işi.
İSTİFLEYEBİLME
İstifleyebilmek işi.
İSTİFLENMEK
İstifleme işi yapılmak.
İSTİFSARIHATIR
Hâl hatır sorma.
Bu bölümde tanımı içerisinde İSTİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAYMAK
Sütün yüzü, kaymak. Yığmak, doldurmak: Odunları sobaya gaydın mı?. Sözünden dönmek. Bir yerden kaymak. Dizmek. Eski türkçe kaymak: kaymak; meyletmek; geçmek; geçirmek. (Soba, tandır, ocak vb.) yakılmak üzere hazırlamak. Üst üste dizmek, istif etmek.
ELLEÇLEME
Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi veya tamiri, havalandırılması, kalburlanması, karıştırılması.
ÇEKİLME
Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.
GİRİFT
Birbirinin içine girip karışmış, girişik, çapraşık. Güzel yazı sanatında boş yer bırakmayacak biçimde iç içe istif edilmiş (yazı). Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı.
MÜSTAFİ
Kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş.
HAVIRLAMAK
Kavun, karpuz ve benzerleri bitkilerin yaprakları kurumak: Benim kavun, karpuz havırladı istifade edemedim.
STOKÇU
Stok yapan kimse, istifçi.
AMPA
İstifade edilecek şey, yarar, çıkar. Sürek avcılığında avları yandan kollıyan ve bekleme yeri üzerine süren kimse.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
KUSMA
Kusmak işi, istifra. Üzerine bir boya uygulandığında alttaki rengin üste çıkması.
EDİNMECİLİK
Kimi canlıların, besinleri ya da başka türlü nesneleri edinmek ve bunların istifçiliğini yapmak için gösterdikleri davranışlar.
İSTİFÇİ
Malları, eşyayı istif eden görevli. Stokçu.
ÇITIR
Diken, çalı. Hububat ölçüsü, kile. Gevretilmiş ekmek veya simit. Kibrit. Mısır biçildikten sonra istiflenmiş şekli: Bugün onbeş çıtırlık yer biçtim. Çamaşır kili. Kısa boylu, ufak kişi. Kavrulmuş kabak çekirdeği. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık. İskambil oyununda koz. İnce çalı.
DARBE
Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.
STOKÇULUK
Stokçu olma durumu, istifçilik.
YARARLANMAK
Kendine yarar sağlamak, faydalanmak, istifade etmek.
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
KUSMAK
Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kay etmek, istifra etmek. Reddetmek. Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.
EHLİYYET
yetenek, istifâde ~i: hak yeteneği (Rechtsfae higkeit). kullanma (fi'l) -i: eylem yeteneği (Handlungsfaehigkeit).
GAYTARMAK
Atın gemini yerine takmak. İşten kaçmak. İşte oyalanmak, hile yapmak, tembellik yapmak. Gizliden kaçmak. Kaçamak iş yapmak. İstifra etmek. Sövmek. Geri çevirmek: Ahmet'i yarı yoldan gaytardım. Çalım yapmak. Arka çıkmak, korumak. Kaybetmek.