Kelimeler arşivi içinde; sonunda "irem" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu irem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında irem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde irem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DİSPİREM
ELDİREM, KEPİREM, MİLİREM
BİREM, DİREM, GİREM, PİREM, TİREM
İREM
İREM
Remil. Cennete benzetilerek yapılan bahçe. Efsanelerde, masallarda ve edebiyatta adı geçen mutluluk simgesi olan şehir veya bahçe.
ELDİREM
Azıcık.
PİREM
Ardıç. Su kaynağı.
KEPİREM
Düşkün, beceriksiz.
BİREM
Üstü siyah, tatlı özü olan bir ot.
GİREM
Fransızca kökenli gramme: gram; bk. ayrıca direm. Fransızca kökenli creme: krem.
DİSPİREM
Mitoz bölünmenin telofaz evresinde, kromozomların matrikslerinin erimesi sonucu, hücre kutuplarında ortaya çıkan çift yumaklı görüntülü oluşum. Kronemalar gevşeyip uzayarak yumaklanma yaparlar.
DİREM
Bir ağırlık ölçüsü, dirhem. Azıcık, bir parça. Tepemsi yüksek yer. Testi yapmakta kullanılan bir çeşit killi toprak. Arapça kökenli dirhem: dirhem; gram; bk. girem.
MİLİREM
Rem'in 1/1000'i düzeyinde olan eski doz eşdeğeri birimi.
TİREM
1.Killi ve çorak toprak. 2.Ufalanıp toprak olmuş trakit taşının en yumuşak türü. Sert, killi toprak.
Bu bölümde tanımı içerisinde İREM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İNAT
Bir konuda direnme, ayak direme, diretme, direnim. İnatçı. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
DURAKSAMAK
Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek.
ISKA
Üzerinde durmama, önem vermeme. Boşa çıkarma, rast getirememe. Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama.
DİRENMEK
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek.
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
DİREME
Diremek işi.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
HORASAN
Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir harç türü. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
ISKALAMAK
Hedefe denk getirememek.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
HARTAMA
Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
KALVENCİLİK
Tanrı ile kul arasına hiçbir otoritenin giremeyeceğini, Hristiyanlığın eski sadeliğine dönmesini savunan I. Calvin tarafından ileri sürülen Protestanlığın özel bir kolu, Kalvenizm.
DİRETMEK
Direnmek, ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek.
ISRAR
Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma.
BOCALAMAK
Gemi rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek. Bir işte tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak.
HAZIMSIZ
Yediklerini kolay sindiremeyen. Yersiz davranışlara karşı susmak elinden gelmeyen (kimse). Benimseyemeyen, katlanamayan, kabullenemeyen.