Kelimeler arşivi içinde; başında "üyütmek" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. üyütmek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu üyütmek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üyütmek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜYÜTMEK
ÜYÜTMEK
Uyutmak. Öğütmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜYÜTMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVŞARLANDIRMAK
Kızdırmak, işi büyütmek.
YETİŞTİRMEK
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.
BÜYÜTME
Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
BİTUMAK
Tamamlamak, halletmek. Büyütmek, yetiştirmek.
DÜRÜTMEK
Karar vermek. Aslı olmayan bir şeyi uydurmak, yalan söylemek. Yetiştirmek, büyütmek, meydana getirmek. Uyum sağlamak, yakıştırmak. Durulamak, soğuk suda çalkalamak: Çamaşırları dürüttüm.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ASARMAK
Yetişmek, büyümek. İyi kullanmak, saklamak. Beslemek, büyütmek, yetiştirmek, korumak. Budamak, bakmak. Bakmak, göz kulak olmak, iyi kullanmak. Muhafaza etmek, sakınmak, esirgemek, korumak.
TIĞ
Dantel veya yün örmekte kullanılan, ucu çengelli kısa şiş. Biz. Demirci ve tesviyecilerin delikleri büyütmek veya eşit duruma getirmek için kullandıkları takım. Kılıç.
MİTLEŞTİRMEK
Bir kimse, bir varlık, bir olay vb.ni hayal gücü ile büyütmek, yüceltmek, mit durumuna getirmek.
AYNITMAK
Geliştirmek, büyütmek.
ABATMAK
Olduğundan fazla göstermek, büyütmek, mübalâğa etmek. Yalan söylemek, uydurmak.
BÜYÜLTMEK
Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek. Abartmak. Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.
YETİRMEK
Bitirmek, tamamlamak. Besleyip büyütmek, yetiştirmek. Yetiştirmek, idare etmek.
YUVA
Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
AVŞARLAMAK
Kızdırmak, işi büyütmek.
ASARTMAK
Beslemek, büyütmek, yetiştirmek, korumak. Budamak, bakmak. Gururlandırmak, şımartmak. Saygı göstermek. Mübalâğa etmek. Budamak (Kızılca köy).
ABRITMAK
Olduğundan fazla göstermek, büyütmek, mübalâğa etmek.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
BOVUTMAK
Büyütmek, yetiştirmek.
ELİKLEMEK
Büyümek (çoğu zaman çocukların ana karnında büyümesi için kullanılır). Babasız, annesiz çocuğu alıp, evlât edinmek, büyütmek. Beslemek. Beklemek.