Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öğsü" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öğsü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öğsü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öğsü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÜVERCİNGÖĞSÜ
TAVUKGÖĞSÜ, KUMRUGÖĞSÜ
KAZGÖĞSÜ
ÖĞSÜ
ÖĞSÜ
Ucu yanmış odun parçası.
KUMRUGÖĞSÜ
Açık gri renk. Bu renkte olan.
KAZGÖĞSÜ
Parça parça beyaz bulutlar.
TAVUKGÖĞSÜ
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.
GÜVERCİNGÖĞSÜ
Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk. Bu renkte olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖĞSÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOLAN
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer. Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılmış olan yassı ve enlice bağ. Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak.
ÇÜTRE
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından, 14.5 cm kadar uzunlukta, ergin erkeklerde başın üstü, ense, gerdan ve göğüs ile kuyruk sokumu karmen kırmızısı, göğsün altı pembe beyaz, karnı beyaz olan, Doğu Avrupa'dan Kamçatka'ya kadar bütün Kuzey Asya'da ve Kuzey Amerika'da yaşayan bir kuş türü. Al renkli şakrak kuşu.
ÇİLDEK
Halk dilinde Atların göğsünde görülen çıban benzeri oluşumlar.
BÜST
Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü.
DACHSHUNDKÖPEĞİ
Almanya'dan köken alan, geçmişinin 5000 yıl kadar önceye Mısırlı Teckel ırkına dayandığı düşünülen, uzun vücudu ve kısa bacaklarıyla dikkat çeken, rengi koyu kızıl veya kahverengi-siyah, boynu uzun ve kaslı, göğsü geniş, göğüs kemiği çıkıntılı, karnı içe doğru gergin, kuyruğu uzun ve sırtla aynı hizada taşınan, canlı ve sevecen aynı zamanda neşeli, meraklı ve zeki, havlamayı seven ve kendinden beklenmeyecek kadar yüksek ses çıkaran, tavşan ve özellikle porsuk avlamak amacıyla kullanılmış, bekçilik ve avcılık özellikleri gelişmiş köpek ırkı, sosis köpek.
GÖĞÜSLÜ
Göğsü olan. Göğsü geniş olan. İri memeli (kadın).
BAŞHEYKELİ
(Heykel) Heykel sanatında başı, göğsü, kimi zamanda omuzları içine alan heykel çeşidi.
EREMİK
Kısır, hiç doğurmayan insan ya da hayvan. Cılız kalmış, büyüyememiş. Hiç doğurmadığı için koşumda kullanılan kısır manda. Göğsü olmayan, göğsü büyümemiş kız ya da kadın. Ürün, döl vermeyen canlı.
GÖĞÜSLEMEK
Göğsünü dayayarak zorlamak. Karşı durmak, engel olmak, direnmek.
DOBERMAN
Almanya'dan köken alan, muhtemelen eski kısa tüylü çoban köpekleri, Rottweiler, siyah ve ten rengi Teriyer, Alman Pinşır ve bazı kaynaklara göre bunlara ilaveten Beauceron ve İngiliz tazısı ırkları arasında yapılan birleştirmeler sonucu 1860'lı yıllarda Almanya'da geliştirilmiş, zarif fakat adaleli, çok güçlü, göğsü derin, sırtı kısa ve adaleli, boynu zarif, derisi vücudunu sıkı saran, tüyleri kısa sık ve sert, rengi genelde siyah veya siyah-pas rengi, mavimsi gri, kızıl veya açık kahverengi olanlarına da rastlanan, kulaklar genellikle 12 haftalıkken kesilen, kesilmediğinde ise av köpeği şeklinde sarkık duran, bacakları yere dik basan, yürüyüşü elastik ve zarif, yüzyıldır mükemmel bir bekçi köpeği olarak yetiştirilen, azimli, enerjik ve güçlü, oldukça zeki ve eğitimi kolay, korkusuz ve kendine güvenen fakat vahşi olmayan, doğal olarak sahibini ileri derecede koruyan, iz sürme, bekçilik, koruma, polis ve ordu görevleri, arama ve kurtarma, terapi köpekliği, itaat yarışmaları olmak üzere pek çok alanda yetenekli köpek ırkı, Doberman pinşır.
ASEFALOTORUS
Başı ve göğsü bulunmayan.
BARINLIK
Göğsün dıştan korunması için bağlanan 20-30 cm. genişliğinde bez parçası.
EŞİK
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak. Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer. Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını. Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar. Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü. Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta. Odun kesmek için kullanılan üç ya da dört ayaklı sehpa. Elma, armut gibi meyvelerin yenildikten sonra kalan çekirdekli kısmı. Taneleri alınmış mısır sapı, koçan. Etraf, çevre. Dış, dışarı. Ayakkabı ökçesi. Merdiven. Ev girişi. Işık. Kapı girişi, eşik. Sinirlerde impulsun başladığı zar potansiyelinin kritik değeri. Bir olayın olabilmesinden önce ulaşılan değer ya da seviye, ses eşiği gibi. Karalar üzerinde ya da deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran, üzeri çok kez düz, tümsek biçimli kabartılar. Özellikle çarpışma olaylarında, yükünleşme, uyarma gibi işlemlerin ilk olabildiği erke. Özel bir etki verecek bir uyarının ya da bir imlemin olabilecek en küçük değeri. 4000 A° ile 8000 A° dalgaboyu aralığında, gözle görülebilen elektromagnetik dalga. Dekorda tek basamağa verilen ad. (Mimarlık) Bir kapının alt kenarına gelen ve döşeme düzeyinden birkaç santim yüksekliği olan taş, tahta ya da madenden parça. Genellikle plastik, kemik, fildişi gibi sert maddelerden yapılarak telli çalgılarda telleri tutması amacıyla klavye ve kafa arasına yerleştirilen eşik. Canlıda tepki uyandırabilmek için gerekli olan en zayıf güçlü uyaran. l. Kapı çerçevesinin alt ve üst kısımları. (Aksaray Niğde). Sazların göğsündeki üzerinden teller geçen tahta parçası. (Beyköy Şarkikaraağaç Isparta).
ÇITIK
Küfe, sepet örmekte kullanılan soyulmuş fındık çubuğu. Serçeden küçük sırtı kahverengi ile siyah arası göğsü kirli sarı, gagası siyah bir kuş. Tuzak. Bitişik.
AİREDALETERİYERİ
İngiltere'den köken alan, büyük Teriyerler sınıfına giren, 1. yüzyılın ortalarında Working Teriyer ile Otter Hound'un birleştirmeleri sonucu geliştirilmiş, tilki sansar gibi av hayvanlarının yakalanmasında kullanılmış, tüy yapısı kalın, burnu siyah, rengi bej rengi tonlarındaki tüyler içerisine dağılmış siyah ve koyu gri, göğsünde siyahlıkla birlikte kızıl ve beyaz lekeler görülebilen, bacakları, göğsü, karın altı, başı ve kulakları bej renkli, akıllı cana yakın ve sadık, günümüzde refakat ve yardım köpeği olarak yetiştirilen, polis ve asker köpeği olma özelliklerini beraberinde taşıyan köpek ırkı.
MEME
Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik. Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer.
ALAÇARPAZ
Yağmurla karışık kar, sulu sepken. Kekliğin göğsündeki kınalı tüyler.
CILDAY
Halk dilinde Atların göğsünde görülen çıban benzeri oluşumlar.
BAHRİ
Denizle ilgili. Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus).
PENGUEN
Penguengillerden, Güney Kutbu'nda yaşayan, sırtı kara, göğsü ak, iyi yüzen, deniz hayvanlarıyla beslenen, uçamayan, kısa kanatlı deniz kuşu (Aptenodytes patagonica).