Sonu ÖZLÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "özlü" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu özlü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında özlü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde özlü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KÜÇÜKÖZLÜ, PARAGÖZLÜ

8 harfli kelimeler

TOKGÖZLÜ, DAMSÖZLÜ, KÖRGÖZLÜ, SAĞSÖZLÜ

7 harfli kelimeler

AÇGÖZLÜ, AKKÖZLÜ, ÖZSÖZLÜ, UZSÖZLÜ

5 harfli kelimeler

GÖZLÜ, SÖZLÜ

4 harfli kelimeler

ÖZLÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖZLÜ

Özü olan, öz bölümü çokça olan. Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan. Kıvamlı. Kısa ve anlamlı bir biçimde. Yapışkan, verimli (toprak). Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren.

KÖRGÖZLÜ

Köstebek.

PARAGÖZLÜ

Paragöz.

SÖZLÜ

Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu.

TOKGÖZLÜ

Gözü malda olmayan, gözü tok, açgözlü karşıtı.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

UZSÖZLÜ

Anlatımı, yapıtları derin, güzel ve etkili olan (yapıt, sanatçı), bk. uzsöz / Her beliğ fasih olur; lakin her fasih beliğ olamaz. (Sait Paşa, Mizan-ül-edeb).

AKKÖZLÜ

Açgözlü, herşeyde gözü olan.

KÜÇÜKÖZLÜ

Tokat ilinde, Boztepe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ÖZSÖZLÜ

Sözünden dönmeyen, sözünü tutan kimse.

GÖZLÜ

Gözü olan. Bölmesi ya da gözleri olan. Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan. Deliği olan.

SAĞSÖZLÜ

Bilgece, bk. sağsöz.

DAMSÖZLÜ

Patavatsız, kırıcı şekilde konuşan kişi.

  -   -   -  

Anlamında ÖZLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FANYA

Bir balık ağına eklenen iri gözlü ikinci ağ.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

DÜELLO

İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılmış olan silahlı vuruşma. İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma. İki kişi arasında tanıklar önünde yapılmış olan sözlü atışma.

AÇGÖZ

Açgözlü.

DUYURU

Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan.

BOY

Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

EDEBİYAT

Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

ARSIZ

Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse). Açgözlü davranan (kimse). Kolayca üreyebilen (bitki).

AĞIZDAN

Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

BELİRTKEN

Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret.

BAHİS

Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.

DOBRA

İyi, güzel. Anlaşılır. Açık sözlü.

EVİNLİ

Özlü ve dolgun (tohum).

DOYMAZ

Açgözlü.

APOŞİ

Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ.

BAĞLANTI

İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

BİNİT

Binilecek taşıt ya da hayvan. Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta.

AÇIKGÖZLÜK

Açıkgözlülük.

AÇGÖZLÜLÜK

Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

DOYMAZLIK

Açgözlülük.