ÖRGÜT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "örgüt" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. örgüt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu örgüt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde örgüt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

15 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENEBİLMEK, ÖRGÜTLENDİRİLME

14 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENEBİLME, ÖRGÜTLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRME

11 harfli kelimeler

ÖRGÜTSÜZLÜK, ÖRGÜTLEŞMEK, ÖRGÜTLENMEK

10 harfli kelimeler

ÖRGÜTLEMEK, ÖRGÜTLENİŞ, ÖRGÜTLENME, ÖRGÜTÇÜLÜK, ÖRGÜTLEŞME, ÖRGÜTLEYİŞ

9 harfli kelimeler

ÖRGÜTLEME

8 harfli kelimeler

ÖRGÜTSEL, ÖRGÜTSÜZ

7 harfli kelimeler

ÖRGÜTÇÜ, ÖRGÜTLÜ

5 harfli kelimeler

ÖRGÜT

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRGÜT

Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.

ÖRGÜTLENEBİLMEK

Örgütlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, teşkilatlanabilmek.

ÖRGÜTLENDİRİLME

Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

ÖRGÜTLENİŞ

Örgütlenme işi, teşkilatlanış.

ÖRGÜTLENEBİLME

Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme.

ÖRGÜTLEŞMEK

Örgüt durumuna gelmek.

ÖRGÜTLENDİRMEK

Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

ÖRGÜTLEYİŞ

Örgütleme işi.

ÖRGÜTLEŞME

Örgütleşmek durumu.

ÖRGÜTLEMEK

İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.

ÖRGÜTLENDİRME

Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

ÖRGÜTÇÜLÜK

Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.

ÖRGÜTSÜZLÜK

Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık.

ÖRGÜTLENME

Örgütlenmek işi, teşkilatlanma.

ÖRGÜTLENMEK

Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak. Örgüt durumuna girmek.

  -   -   -  

Anlamında ÖRGÜT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRGÜT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖRGÜTÇÜ

Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.

HİPPİ

Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu.

ORGANİZE

Kuruluşları ortak bir amaç için bir araya getirme, birleştirme. Düzenli, örgütlü. Düzenleme.

HÜCRE

İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

GESTAPO

Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü.

MAFYA

Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt. Bu örgüte mensup olan kimse.

KOOPERATİFLEŞMEK

Belli bir amaç için kooperatif çatısı altında bir araya gelmek. Kooperatiflerde örgütlenmek.

KOMÜNİZM

Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni, komünistlik. Böyle bir düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti, komünistlik Komünizm, komünistliği tüm dünyaya yayılmasını hedefler. Bu amaçla Lenin'in mantığıyla yola çıkarak bir adım ileri, iki adım geri taktiği uygular. Yani komünizm'in gelişmesi için gerekirse geri adım atmış gibi davranır veya görüşlerinde değişiklikler yapmış gibi gözükür. Ülkemizde son 40 yıldır terör eylemi gerçekleştiren sol örgütlerin tamamına yakını Komünizm'den etkilenen ateist, marksist, leninist örgütlerdir. Bunlara örnek olarak PKK, DHKP-C ve MLKP verilebilir..

ÖRGÜTLEME

Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.

ANAERKİLLİK

Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.

BİLDİRİ

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.

İZCİLİK

İzci olma durumu. Gençleri ruh ve bedence sağlam ve yararlı bir biçimde yetiştirmeyi amaçlayan dünya çapındaki spor ve eğitim örgütü.

MİLİTAN

Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse. Bir siyasal örgütün etkin üyesi. Mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

KURUMLAŞMA

Kurum niteliği kazandırma, kurum niteliği verme. Herhangi bir davranış, düşünüş, inanış biçiminin tarih olarak durağan ve toplumca değer verilen kalıplara dönüşmesi süreci, müesseseleşme. Özellikle politik ve ekonomik alanlarda denetim örgütlerinin, kurumların çoğaltılması eğilimi.

DEVLET

Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

OLMAK

Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

KOMİTACI

Siyasi bir amaca ulaşmak için silahlı mücadele yapan gizli topluluk veya örgüte bağlı kimse.

ÖRGÜTLÜ

Örgütlenmiş olan, teşkilatlı.

HİZİPÇİLİK

Örgütlenmiş bir topluluğun içinde bütünlüğü bozacak biçimde yeni bir topluluk oluşturma, klikçilik.