ÖLÜM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ölüm" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. ölüm ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ölüm ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ölüm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLME, ÖLÜMSÜZLEŞEBİLMEK

16 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEK, ÖLÜMSÜZLEŞEBİLME

15 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞMEK

12 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞME

10 harfli kelimeler

ÖLÜMSÜZLÜK

9 harfli kelimeler

ÖLÜMLÜLÜK, ÖLÜMSEMEK, ÖLÜMSÜREK

7 harfli kelimeler

ÖLÜMÜNE, ÖLÜMSÜZ, ÖLÜMSEL, ÖLÜMSEK, ÖLÜMSEG, ÖLÜMLÜK, ÖLÜMCÜL

6 harfli kelimeler

ÖLÜMLÜ, ÖLÜMEZ, ÖLÜMER, ÖLÜMEK

4 harfli kelimeler

ÖLÜM

Bazı kelimelerin anlamları

ÖLÜM

Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat. İdam cezası. Ölme biçimi. Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.

ÖLÜMSEK

Ölümcül.

ÖLÜMLÜLÜK

Ölümlü olma durumu, fena. Belli bir çoğanın ölüm nedeniyle kazandığı eğilim, bk. doğurganlık.

ÖLÜMSÜZ

Hiçbir zaman ölmeyecek olan, ebedi, layemut. Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan, ebedi.

ÖLÜMSÜZLEŞME

Ölümsüzleşmek durumu.

ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLME

Ölümsüzleştirilmek.

ÖLÜMSÜZLEŞEBİLMEK

Ölümsüzleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÖLÜMSEMEK

Can çekişmek : Koyun ölümsemişti, hemen kestik.

ÖLÜMSÜZLEŞEBİLME

Ölümsüzleşebilmek durumu.

ÖLÜMSÜZLÜK

Ölümsüz olma durumu, ölmezlik. Kalıcılık, ebedilik. Sınırsız bölünme yeteneğinde olan hücre, immortalité.

ÖLÜMSEL

Ölecekmiş gibi zayıf, sağlıksız.

ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEK

Ölümsüz duruma getirmek.

ÖLÜMSÜREK

Ölecekmiş gibi zayıf, cılız olan.

ÖLÜMSÜZLEŞMEK

Ölümsüz olmak, ölümsüz duruma gelmek.

ÖLÜMÜNE

Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak.

ÖLÜMSÜZLEŞTİRME

Ölümsüzleştirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında ÖLÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖLÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ALMANCA

Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan, Almanya, Avusturya ile İsviçre'nin bir bölümünde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

AMELİYATHANE

Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ABBAS

"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AKROMATİK

Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

ALTIPATLAR

Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.