Kelimeler arşivi içinde; başında "çığır" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. çığır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çığır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çığır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇIĞIRABİLMEK, ÇIĞIRTKANLIK
ÇIĞIRABİLME, ÇIĞIRTMALIK, ÇIĞIRDEŞMEK
ÇIĞIRTMACI, ÇIĞIRIŞMAK, ÇIĞIRDAMAK
ÇIĞIRTMAK, ÇIĞIRTMAÇ, ÇIĞIRIMAK, ÇIĞIRTKAN, ÇIĞIRTGAN
ÇIĞIRDIK, ÇIĞIRTMA, ÇIĞIRNIK, ÇIĞIRMAK, ÇIĞIRMAH, ÇIĞIRGAN, ÇIĞIRDIM
ÇIĞIRTI, ÇIĞIRMA, ÇIĞIRLI, ÇIĞIRIŞ
ÇIĞIRT
ÇIĞIR
ÇIĞIR
Çığın kar üzerinde açtığı iz. İz. Patika. Yeni bir biçim, yöntem veya yol.
ÇIĞIRTGAN
Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı. Çok bağıran (kimse, çocuk).
ÇIĞIRDAMAK
Ses çıkarmak. Pekmez ve yoğurt ekşiyip kabarmak, köpüklenmek.
ÇIĞIRTMACI
Çığırtma çalan kimse.
ÇIĞIRIŞMAK
Çağırışmak.
ÇIĞIRDEŞMEK
Kavga, gürültü etmek: Çığırdeşmeden hoşlanmam. İnatlaşmak: Keçiler çığırdeştiler.
ÇIĞIRTMA
Çığırtmak işi. Basit, küçük, nefesli bir çalgı.
ÇIĞIRABİLMEK
Çığırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇIĞIRTMAÇ
Yumurtalı unun yağda kızartılmasıyla yapılan tatlı. Tellâl.
ÇIĞIRIMAK
Çağırmak: Gendi tarafını çığırırdı.
ÇIĞIRTKAN
Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.
ÇIĞIRABİLME
Çığırabilmek işi.
ÇIĞIRTMALIK
Aracıya sonuçlandırdığı işlem gereğiyle verilen ödenek.
ÇIĞIRTMAK
Çağırtmak.
ÇIĞIRDIK
Kara gürgen. Zeytin ağaçlarının çiçek açacağı zaman çıkardığı tomurcuk.
ÇIĞIRTKANLIK
Çığırtkanın yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIĞIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GERÇEKÇİLİK
Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.
ÇAĞIRTKAN
Ötüşüyle kendi türünden olan kuşların çevresine toplanması için avcıların yararlandığı kuş, çığırtkan.
OLGUCULUK
Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.
ÇIĞIRIŞ
Çığırma işi.
ADEMCİLİK
Yirminci yüzyılın başında Rusya'da ortaya çıkan bu edebiyat çığırı, simgeciliğe (symbolisme'e) karşı bir tepki olup eşyayı sanki Âdem'in göziyle görüyormuş gibi mistikçilikten uzak bir kavrayışla kavrıyarak gerçek anlamında kullanılmış kelimelerle anlatmak yoludur. Bu çığıra DORUKÇULUK (Acméisme) de denir. XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı.
AZITMAK
Azgın duruma getirmek. Bitki çok uzamak. Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
ÖĞRETİ
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin. Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, meslek. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü, doktrin.
BICITMAK
Bir bitkiyi sökerken örselemek, koparmak, yaralamak. Bir işin tadını kaçırmak, çığırından çıkarmak, ciddiliğini bozmak.
CIVIMAK
Cıvık duruma gelmek. Bir iş çığırından çıkmak. Saygısızca davranışta bulunmak.
PATİKA
Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak.
ÇIĞIRTI
Çığırma sesi.
ATONAL
Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan (beste).
AÇIĞIRAK
Açıkça renkli: Badana açığırak olmuş.
ÇIĞIRMA
Çığırmak işi.
HALKÇILIK
Bireyler arasında hiçbir hak ayrılığı görmeme, topluluk içinde hiçbir ayrıcalık kabul etmeme görüş ve tutumu, popülizm. XX. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan, yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde duran bir edebiyat çığırı, popülizm.
MÜHRE
Her tür yuvarlak şey, küçük top. Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. Demirci çekici. Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş. Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı. Deniz böceği kabuğu. Cam boncuk.
DADACILIK
Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.
MESLEK
Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş. Dizge. Uğraş. Öğreti. Çığır, okul, ekol.
GELECEKÇİLİK
İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.