Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çözmek" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çözmek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çözmek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çözmek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
DÜĞÜMÇÖZMEK
Veriye önceden uygulanmış bir düğümün etkisini kaldırmak üzere, veriyi ters yönde çevirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇÖZMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖZME
Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.
ÇEŞMEK
Ağaç dalı. Meyvaların dallarına tutunduğu sap. Düğümü çözmek. Şimşek. Karaçalı denilen dikenli bir otun tohumu.
MUHAKEME
Yargılama. Usa vurma. Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama.
ÖNERİ
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif. İncelenmek için ileri sürülen şey, teklif.
ÖNERMEK
Tavsiye etmek. Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek, teklif etmek.
ÇÖZÜVERMEK
Çabucak çözmek.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
ÇÖZÜM
Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
AYNAŞTIRMAK
Çözmek, düzeltmek, halletmek, uyuşturmak.
ÇEZMEK
Direzi adı verilen iplikleri tezgâha dikine olarak, sıra sıra germek. Çözmek. Çözmek - çeziyollar: çözüyorlar. Çözmek, açıklamak. Çözmek, açmak.
BUZMAK
Donmak, üşümek. Koyu mavi. Çözmek, dağıtmak (sığırlar için). Büzmek, buruşturmak.
ATNAŞTIRMAK
Ayırmak, çözmek: Şu yumağı atnaştır.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
IYMAK
Dokuma tezgâhında halı kilim ve benzerleri şeylerin iplerini yerleştirmek, germek, ip çözmek. İnce ince dökmek: Gelirken yarısını yere ıymışsın otun.
ÇİŞMEK
Meyvaların dallarına tutunduğu sap. Çözmek.
HIRTLAMAK
Oyunu kaybeden mızıkçılık etmek. Hortlamak. Bir işi zorlukla çözmek, yapmak. Vücudu yıpratacak kadar çok çalışmak. Çok kalabalık olmak.
FASLETMEK
Ayırmak, bölmek. Çözmek, sonuçlandırmak.
HAKEM
Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı. Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse. Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse. Belirli bir konudan iyi anlayan kimse.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.